BÖBREK SAĞLIĞININ SIRRI İDRAR RENGİNDE SAKLI!

Yayınlanma Tarihi Oca 25th, 2018 Kategorisi Genel.Yazar admin

İşleyişi ve yapısıyla kusursuz bir makine gibi çalışan insan vücudu, ömür boyunca sağlık haline dair bazı ipuçları verebilecek yapıda. Yenilen herhangi bir besin sonrası vücudun kaşınması, kızarıklıklar, şişme, hapşırma gibi bazı belirtiler herhangi bir maddeye karşı oluşan tepkiyi gösterdiği gibi; ten rengi, saç dökülmesi, tırnakların şekli gibi belirtiler de yine vücudun sağlık haliyle ilgili verdiği sinyallerdir.

Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, yukarıda verilen örnekler kadar çok bilinmese de, idrar renginin de böbrek sağlığına dair dikkate alınması gereken önemli ipuçları verebildiğini belirtiyor. TBV Başkanı Timur Erk; “vakıf olarak hayata geçirdiğimiz projeler arasında yer alan öğrenci eğitimlerinde, idrar rengi ve sıklığı konusunu gerek sözlü, gerekse görsel çalışmalarla sıklıkla dile getiriyoruz.  Günlük yaşantı içerisinde dikkat etmeleri, sağlıkları adına idrar sıklığı ve rengini takip etmeleri konusunda yapmış olduğumuz uyarı ve bilgilendirmeler, çocuklar tarafından ailelere de iletilebiliyor.  Bu sebeple eğitimleri önemsiyor ve ara vermeden devam ediyoruz” diyor.

İDRAR RENGİ VE KOKUSUNA DİKKAT!

Türk Böbrek Vakfı Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi Başhekimi ve TBV Memorial Hizmet Hastanesi Nefroloji Uzmanı Yard. Doç. Dr. Bilal Görçin ise, idrar renginin verdiği ipuçlarının, günlük yaşamda sağlığa ilişkin bazı kararlar almaya ve sağlıklı alışkanlıklar benimsemeye teşvik edebileceğini, her tuvalete gidişte idrarın rengi ve kokusunu gözlemlemenin bir anlamda erken teşhis ve koruyucu hekimliğin ev veya işyerinde uygulanması olduğunu vurguluyor.

Nefroloji Uzmanı Yard. Doç. Dr. Bilal Görçin; “Böbreklerimiz karnımızın içerisinde en alt iki kaburganın altında ulaşılması zor iki organdır. En önemli görevi vücudumuzda her gün oluşan zehirli ve zararlı maddeleri kandan temizleyip atmaktır. Bunu, kişinin o gün aldığı sıvı miktarına göre idrar oluşturarak yapar. Böbreklerde oluşan idrar, idrar boruları yolu ile idrar torbasına (mesane) gelir. Mesanede belirli bir hacime ulaşan idrar, işeme hissi ile dışarı atılır. Teknolojinin bu kadar ileri olmadığı dönemlerde son ürün olan idrara bakılarak böbrekler hakkında tanılar düşünülmüştür. Çok eski hekimler idrar tahlili için ‘’idrara bakmak teleskop ile böbreğe bakmak gibidir’’ demişler. İdrarın renginden ve kokusundan çeşitli hastalıkları teşhis etmişlerdir” diyor.

Normal idrarın rengi sarının her tonudur. İdrara rengini veren, ürokrom maddesidir. Açık sarı veya suya yakın renk çok sıvı tüketildiğini ve idrar yoğunluğunun en düşük seviyede olduğunu gösterirken, en koyu sarı ise sıvının az tüketildiğini veya böbreğe az sıvı geldiğini işaret eder.

İdrar rengindeki değişiklikler gıdalarla veya ilaçlarla değişebilir.

  • Parlak sarı idrar rengi normaldir ve B vitamini alanlarda da görülür.
  • Koyu sarı idrar rengi de normal olarak sınıflandırılır. B vitamini içeren gıdaların aşırı tüketimi ve bazı müshillerin kullanımında da koyu sarı renk görülebilir.
  • Çok açık renk, aşırı sıvı yüklenmesi veya böbreğe aşırı sıvı gelmesi durumunda su gibi idrar görülebilir. Günde 4-8 litre sıvı almasına bağlı olarak bol idrar yapması durumu olan “psikolojik polidipsi” veya böbrek tüplerinin son kısmında günlük çıkardığımız idrarı son olarak belirleyen ADH isimli hormonun olmaması veya etkisizliği sonucu oluşan, kişinin hiçbir hastalığı olmamasına rağmen günde 20-30 litre sıvı almasına bağlı olarak bol idrar yapması demek olan “şekersiz şeker hastalığı” (Diabetes İnsipitus) sorunu olanlarda da bu renk idrar görülür. Bu hastalar bir günde 20-30 litre su içip bir o kadar idrar çıkarırlar, daha doğrusu su işerler.
  • İdrar renginin pembe-kırmızı olduğu gözlemleniyorsa ve sorun eğer idrara kan karışmasına bağlıysa, durum ciddidir ve anormaldir. Günlük beslenmede aşırı pancar ve böğürtlen tüketilmemişse ve bazı antibiyotiklerin kullanımı söz konusuysa, herhangi bir hastalık olmadan da idrarda pembe-kırmızı renk görülebilir.
  • Turuncu renkte idrar gözlemleniyorsa, havucun aşırı tüketiminden, B kompleks vitaminlerin veya bazı antibiyotiklerin kullanımından, bazı kan sulandırıcılardan ve kemoterapi ilaçlarından kaynaklanıyor olabilir. Böyle bir besin tüketimi veya ilaç kullanımı yoksa sıvı alımının az olduğuna işaret eder.
  • Mavi idrar rengi ise çok nadirdir, mavi gıda boyası içeren gıdaların tüketildiğini veya oldukça nadir görülen bir genetik hastalığı düşündürür.
  • Yeşil renkli idrar ise Psodomonans bakterisinin sebep olduğu üriner enfeksiyonu akla getirir.
  • Koyu kahverengi idrar; baklagillerin aşırı tüketimi, sıtma ilaçları, bazı antibiyotikler, sinameki gibi müshiller ve kas gevşetici ilaçların kullanımı gibi durumlarda ortaya çıkar.
  • Koyu mor idrar ise genetik bir hastalık olan “porfiri” belirtisidir. Sinir sistemi ve cildi tutan bu hastalığın pek çok belirtisinden biri de koyu mor idrar rengidir.
  • Bulanık kırmızı-pembemsi kirli renk idrar ise en ciddi böbrek iltihaplarında görülür.
  • Koyu bordo renkli idrar ise yine nefrit adı verilen böbrek iltihabının veya vaskülit adı verilen ciddi ilerleyici böbrek hastalığının belirtisi olabilir.
  • Kanlı idrar veya idrara kan karışması ise her zaman anormaldir, aciliyetle ilgilenilmesi gereken bir sorunun varlığını gösterir. Sıklıkla üriner sistemin herhangi bir bölgesindeki taş ve enfeksiyonlarda görülür. Bu hastalıklarda idrar kanamasına azalıp çoğalan şiddetli ağrı veya idrar yaparken yanma eşlik eder.  İdrarda gözle görülür ve tekrarlayan kan görülmesi ağrısız ise tümör akla gelir. Böbrek, mesane, prostat tümörleri ağrısız kanama yapar.
  • İdrarda köpük görülmesi, böbrekler yoluyla protein kaçağının belirtisidir. Genellikle tek başına fark edilir. Devamlı ve artarak sürmesi ciddi böbrek hastalığı belirtisidir.
  • Şeker ve tansiyon hastaları, hastalıklarının ilerleyen dönemlerinde böbreklerinin etkilendiğini protein kaçağının başlaması ile anlayabilirler. Bu nedenle idrarında köpük fark eden bir şeker veya hipertansiyon hastasının hekimine başvurması gerekir.

Yorumlar

YENİ EĞİTİM DÖNEMİNDE ÖĞRENCİLERLE BULUŞMAYA DEVAM EDİYORUZ

Yayınlanma Tarihi Oca 25th, 2018 Kategorisi Genel.Yazar admin

Yedinci senesine giren eğitim projemize, İstanbul ve Tekirdağ İl Milli Eğitim Müdürlükleri ile yenilenen iş birliği protokollerimiz ile devam ediyoruz.

Okulların yoğun ilgi gösterdiği eğitim projemizde, 2017-2018 eğitim yılının ilk döneminde İstanbul’da 52 okulda 7892 öğrenciye eğitim verildi. Eylül-Ocak aylarını kapsayan dönemde Bakırköy, Beşiktaş, Bahçelievler, Bağcılar, Şişli, Fatih, Kadıköy, Gaziosmanpaşa, Güngören, Ataşehir, Büyükçekmece, Küçükçekmece, Sultanbeyli, Sancaktepe ve Çekmeköy ilçelerindeki ilk ve ortaokullarda öğrencilere sağlıklı beslenme, böbrek sağlığı, fiziksel egzersiz ve yaşam alışkanlıkları konusunda bilgiler verildi.

Çevre Koleji’nin davetiyle yapılan eğitim etkinliğinde ise Bilim Kahramanları Derneği’nin düzenlediği “Hidrodinamik: Suyun Yolculuğu” temalı First Lego League turnuvasına katılarak suyun önemi ve böbrek sağlığı konularında çalışma yapan 7.sınıf öğrencileri, düzenledikleri kermeste elde ettikleri geliri vakfımıza bağışladılar.

Tekirdağ ve Edirne başta olmak üzere Trakya genelinde yapılan eğitimlerde aynı dönemde yaklaşık 3399 öğrenciye ulaşıldı. Genel toplamda ilk dönemi 11291 öğrencinin böbrek sağlığı ve beslenme konusunda bilgilendirilmesini sağladık.

Yorumlar

BİZ ADIM ATTIK ONLAR ÜÇ CİHAZLA HAYATA BAĞLANDI

Yayınlanma Tarihi Oca 25th, 2018 Kategorisi Genel.Yazar admin

Kasım ayında gerçekleştirilen 39. İstanbul Maratonu’nda “Sen Adım At, Onlar Hayata Bağlansın” sloganı ile yer alan Türk Böbrek Vakfı, gerçekleşen bağışlarla alınan üç diyaliz cihazını Hasan Yalnızoğlu, Tuğba Melis Türk ve gönüllü koşucuların katılımı ile Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne teslim etti.

39. İstanbul Maratonu kapsamında Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, Hasan Yalnızoğlu, Tuğba Melis Türk ve Wilma Elles gibi TBV destekçisi ünlü isimlerin yanı sıra vakıf çalışanları, vakıf destekçileri ve gönüllü sporcuların da dahil olduğu 157 kişi Türk Böbrek Vakfı adına koşmuştu.

Maraton öncesi dile getirdiği gibi kronik böbrek hastalarının tedavisinde kullanılmak üzere toplanan bağışlarla alınan üç hemodiyaliz cihazı, Türk Böbrek Vakfı tarafından 18 Ocak Perşembe günü Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne teslim edildi.

Teslim töreninde Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi, Yrd. Doç. Dr.  Mehmet Emin Güneş, Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, vakıf adına maratonda yer alan gönüllü koşucular ve vakfımızın dostları Hasan Yalnızoğlu ve Tuğba Melis Türk de hazır bulundu. Cihazların tesliminin yanı sıra, maratonda yer alan gönüllü koşuculara teşekkür sertifikalarının sunulduğu tören sonrasında doktorların ve hastane çalışanlarının oluşturduğu koronun konseri zevkle izlendi.

Yorumlar

YENİ YILI DİYALİZ HASTALARIMIZLA KUTLADIK

Yayınlanma Tarihi Oca 25th, 2018 Kategorisi Genel.Yazar admin

Yeni yılı karşılamak, hep birlikte kutlamak ve birbirimizle iyi dileklerimizi paylaşmak üzere her sene olduğu gibi Türk Böbrek Vakfı Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi’nde tedavi gören hastalarımız ile yönetim kurulu üyeleri, sosyal komite üyeleri ve çalışanlar olarak 4 Ocak tarihinde Yeşilköy Dürümcü Baba’da bir araya geldik.

Her iki sosyal komite bünyesinde gönüllü olarak yoğun çalışmalarda bulunan üyeler, hastalarımıza yeni yıl hediyelerini takdim edip birlikte fotoğraflar çektirdiler. Yemekte bir konuşma yapan Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, yıllardır iyi günde, zor günde bir arada olmanın vakıfta ister hasta olarak, ister çalışan olarak bulunsun herkesin arasında özel bir bağ oluşturduğunu ve bizleri bir aile haline getirdiğini anlattı. Ailemizin yeni yılın ilk günlerinde bir kutlama vesilesiyle bir araya gelmesine vesile olan Dürümcü Baba’nın sahibi Ayhan Ataman’a teşekkür etti.

Yorumlar

VII. ULUSLARARASI SAĞLIKTA PERFORMANS VE KALİTE KONGRESİ

Yayınlanma Tarihi Oca 25th, 2018 Kategorisi Genel.Yazar admin

10 – 13 Ocak 2018 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenen VII. Uluslararası Sağlıkta Performans ve Kalite Kongresi’ne Türk Böbrek Vakfı adına Lütfi Kona, Ali Arda, Gökhan Berker, Mustafa Kemal Duyar ve Yasemin Güvenç katıldı.

11 Ocak tarihinde Kongre Başkanı ve Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Eyüp Gümüş’ün açılış konuşmasıyla başlayan kongrede ağırlıklı olarak sağlıkta dönüşümün II. fazında klinik kalite ve inovatif yaklaşımlar ele alındı.

T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Sağlıkta Kalite ve Akreditasyon Daire Başkanlığı tarafından yedincisi düzenlenen Sağlıkta Performans ve Kalite Kongresi’ne, Türkiye’den ve çeşitli ülkelerden 2 bine yakın bilim insanı ve sağlık yöneticisinin yanı sıra sağlık alanında görev yapan profesyoneller katıldı. Dünya Sağlık Örgütü, OECD, ISQua (The International Society for Quality in Health Care) ise kongrenin düzenlenmesini destekleyen ve temsilcileriyle de kongreye katılan kuruluşlar arasında yer aldı.

Açılış töreninde Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Eyüp Gümüş’e ISQua Akreditasyon Belgesi takdim edilmiştir. ISQua, sağlıkta akreditasyon sistemlerinin uluslararası düzeyde akreditasyonunu gerçekleştiren tek kuruluştur. Standartlarımızın ISQua tarafından akredite edilmesi, ulusal akreditasyon sistemimizin uluslararası alanda tanınması ve geçerliliğinin kabul edilmesi açısından büyük önem arz ediyor.

10 Ocak 2018 tarihinde kongre kapsamında çeşitli kurslar düzenlendi. Bilimsel Araştırma başlıklı kursa katılan Ali Arda, Kalite Göstergeleri konulu kursa katılan Yasemin Güvenç ve Sağlıkta Risk Yönetimi başlıklı kursa katılan Mustafa Kemal Duyar, tüm gün süren çalışmalarının ardından katılım belgelerini alarak eğitimlerini tamamladılar.

13 Ocak günü 14.30-16.00 saatleri arasında düzenlenen Sağlıkta Kalite Değerlendirmeleri Zirvesi’nin ardından Sağlıkta Kalite ve Akreditasyon Daire Başkanı Dr. Abdullah ÖZTÜRK ‘ün kapanış konuşmasıyla kongre sona erdi. Dr. Öztürk yaptığı konuşmada, SKS kapsamında görevlendirilen Kalite Yönetim Direktörlerinin eğitimi için 2018’de bir SKS Okulu planlandığı düşüncesini de paylaştı.

TBV Kalite Birimi çalışanları için verimli ve etkili bir deneyim olan kongrede edindiğimiz izlenimlerin ışığında, kurum olarak SKS ve ISO:9001-2008 alanındaki bilgi birikimimizin ileri seviyede olduğunu gördük. İlerleyen zamanlarda Türkiye’deki tüm özel ve kamu hastanelerinin akreditasyonunun Sağlık Bakanlığı Sağlık Genel Müdürlüğü Sağlıkta Kalite ve Akreditasyon Daire Başkanlığı tarafından verileceğinden, bu süreçlerin takibinin daha iyi yapılabilmesi için halen yürütmekte olduğumuz uygulamaları ve kalite politikası süreçlerinin tüm çalışanlarımız tarafından benimsenmesinin önceliğimiz olarak hedefliyoruz.

Yorumlar

KAPAKLI’DAKİ MERKEZİMİZİN HEMODİYALİZ CİHAZLARI YENİLENİYOR

Yayınlanma Tarihi Oca 25th, 2018 Kategorisi Genel.Yazar admin

Kapaklı ve Çerkezköy’de yaşayan kronik böbrek yetmezliği hastalarına diyaliz tedavi hizmetini ayaklarına getirmek amacı ile 2006 yılında Türk Böbrek Vakfı tarafından kurulan Türk Böbrek Vakfı Kadriye ve Kenan Tunalı Kapaklı Diyaliz Merkezi’ndeki 5 hemodiyaliz cihazı kullanım ömürlerini doldurmak üzere. Bu cihazların yenilenmesi için kampanya başlatıldı ve Kapaklı Kaymakamı Mehmet Yüzer, Kapaklı Belediye Başkanı İrfan Mandalı, Çerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Süleyman Kozuva ve Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk’in katılımıyla basın toplantısı düzenlendi.

Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, Türk Böbrek Vakfı Kadriye ve Kenan Tunalı Kapaklı Diyaliz Merkezi’nin bulunduğu araziyi satın aldıklarını belirterek, Kapaklı’da kalıcı olduklarını söyledi. Erk; “Türkiye’de makinelere bağımlı olarak hayatını sürdüren 60 bin civarında hasta var. Bu hastaların bu makinelere bağlanmalarının üç büyük sebebi var. Bunlar şeker, tuz ve un. Böbrek Vakfı şeker tüketimi ile mücadele ediyor ama geri gidersek, 60 bin diyaliz hastasının 20 bini böbrek nakli için bekliyor ama gelin görün ki yılda ancak 3 bin 500 böbrek nakli oluyor. Bu 3 bin 500 böbrek naklinin de yaklaşık yüzde 22’si kadavradan nakil oluyor. Kadavradan nakil için beyin ölümü lazım. Beyin öldüğü anda onun geri dönüşü yok. Bu durumda biz devreye giriyoruz ve bekleyen hastalarımıza yeni hayat oluyoruz, umut oluyoruz, bir can oluyoruz. Bunun Kuran-ı Kerim’de de yeri var. Beyin ölümü gerçekleşen bireylerin ailelerinde yalnızda yüzde 20’si organ bağışına evet diyor. Yani bizim daha çok çalışmamız gerekiyor.” dedi.

Kampanyadan bahseden Erk, “Bugün burada oluş sebebimiz ise başlatmış olduğumuz kampanya. Kullandığımız otomobiller kalitesine göre markasına göre teknik ekipmanına göre 150 bin 200 bin kilometre yapınca hurdaya çıkarlar. Bizim bu içeride gördüğünüz makinelerimiz de her diyaliz seansı 4 saat, toplamda 40 bin saat çalıştıklarında hurdaya çıkarlar. Onlarında bir ömrü var. Bizim bu 3 vardiyada çalıştığımız zaman makinenin ömrü 4 ile 5 sene gibidir. Toplam 26 makinemizden 3 makineyi değiştirmemiz lazım. Hedef ise 5 makine. Sayın başkanlarım ve kaymkamım bu konuda bize destek verdiğiniz için çok mutluyuz. Bir makine bedeli 35 bin Türk Lirasıdır. Biz bu işi 1989 yılından beri yapıyoruz,  yüzlerce tıbbi uzman kadro ve birçok diyaliz merkezi ürettik. Bir zamanlar 35 tane makine vardı koskoca Türkiye’de, yurt dışına gidilirdi. Şimdi artık Doğu Anadolu’da dâhil neredeyse her ilçede diyaliz merkezlerimiz var. Türkiye artık o sağlık düzeyine ulaştı.” ifadelerini kullandı.

Çerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Süleyman Kozuva ise, “Odamız olarak şahsımız olarak elimizden ne geliyorsa, ne yapmamız gerekiyorsa hazırız. O yüzden buradayız. Ne gerekiyorsa Kaymakam beyle başkanımızla yapmaya hazırız.’ dedi. Kapaklı Belediye Başkanı İrfan Mandalı, gerekli araştırmaları yapıp belediye ve ticaret odası olarak iki makine vermek istediklerini açıkladı.

Yorumlar

14 KASIM DÜNYA DİYABET GÜNÜ PANELİ

Yayınlanma Tarihi Oca 25th, 2018 Kategorisi Genel.Yazar admin

14 Kasım, 1921’de insülin bulan Kanadalı doktor Frederick Banting’in doğduğu gündür. Milletler Genel Kurulu 2007’den itibaren 14 Kasım gününü resmi olarak “Dünya Diyabet Günü” olarak tanımıştır. Dünya Diyabet Federasyonu her yıl Dünya Diyabet Günü’nün temasını belirlemekte ve dünya çapında bu tema çerçevesinde etkinlikler düzenlenmektedir.  Dünya Diyabet Günü’nün sembolü mavi halkadır.

14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde Türk Böbrek Vakfı konferans salonunda düzenlenen ve TBV Başkanı Timur Erk’in moderatörlüğünü yaptığı panele İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Satman,  İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı, Pediatrik Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Lale Sever ve İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Pediatrik Endokrinoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Olcay Evliyaoğlu katıldılar.

İlgili bir dinleyici grubunun hazır bulunduğu panelde, günlük konuşma dilinde “şeker hastalığı” adıyla anılan diyabetin gerek dünyada, gerekse ülkemizdeki gelişimi, son durumu, bireysel ve toplumsal boyutta alınabilecek önlemler gibi konu başlıkları ele alındı.

Prof. Dr. Satman, günümüzde diyabetin, gelişmiş ülkelerde en önemli üç körlük nedeninden biri olduğunu, dünyada her 30 saniyede bir kişinin ayağının veya bacağının diyabet nedeniyle kesilmek zorunda kalındığı vurguladı. Türkiye’de 2013 verilerine göre 7 milyon kişinin diyabetli olduğu, bu sayının da her 100 kişiden 14,85’ine isabet ettiğini ifade eden Prof. Dr. Satman, 2017 yılı itibarıyla 20-79 yaş aralığındaki dünya nüfusunun 425 milyonunun diyabetli olduğunu, 2045’te bu sayının 629 milyon olmasının beklendiğini söyledi. Öte yandan Türkiye’de 20 yaş ve üzerinde 54.265.770 vatandaşın yaşadığını, bu yaş grubu içinde 8.243.043 kişinin diyabetli, 15.995.392 kişinin ise obez olduğu gerçeğinin altını çizdi. Obezite konusunda ise obezitenin genetik, psikolojik, davranışsal, çevresel ve sosyokültürel sebeplere dayandığını belirterek, fazla kiloluluk ve obezitenin hipertansiyon, inme, prediyabet / tip 2 diyabet, metabolik sendrom, kardiyovasküler hastalıklar, alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması, kanser (endometrium, meme, prostat, kolon), safra kesesi hastalığı, gastroözofagiyal reflü, polikistik over sendromu (PKOS), osteoartrit, solunum sıkıntısı, uyku-apne sendromu, astım, depresyon, kısırlık gibi hastalıklar açısından risk oluşturduğu konusunda uyarıda bulundu. Diyabetin tedavisinin ise eğitim, tıbbi beslenme tedavisi, fiziksel aktivite ve egzersiz, ilaçlar ve uzman kontrolü olduğunu anlattı.

Prof. Dr. Lale Sever, Tip-1 Diyabetli Çocuklarda ve Adölesanlarda Tuz Alımının Diyabetik Nefropatinin Erken Belirteçleri ve Hipertansiyon ile İlişkisi Projesiisimli bilimsel araştırma proje hakkında bilgi verdi. Türk Böbrek Vakfı’nın destek verdiği proje, dünyada ve Türkiye’de sayısı gittikçe artan çocuk ve ergen diyabet hastalarının böbrek sağlığı açısından değerlendirilmesini amaçlıyor. Tip-1 diyabetli çocuklarda kan basıncının ölçüleceği bu araştırmada, böbrek hasarının erken belirteçlerinin ortaya çıkarılması, 24 saatlik kan basıncının izlenerek değişikliklerin belirlenmesi, tuz alımı ile böbrek hastalığı belirteçleri ve kan basıncı arasında ilişkinin ortaya çıkarılması hedefleniyor.

Prof. Dr. Olcay Evliyaoğlu yaptığı sunumda çocukluk çağındaki diyabet ve böbrekler üzerine etkisi konusunu ele aldı. Diyabetin, insülin salınımının, etkisinin veya her ikisinin birlikte bozulması sonucunda ortaya çıkan ve kan şekerinin yükselmesi ile seyreden kronik bir hastalık olduğunu söyleyen Prof. Dr. Evliyaoğlu, diyabet nedeniyle birçok metabolik yol ve sistemin etkilendiğini, hedef hücrede insülin etkisinin olmaması nedeni ile karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmalarının bozulduğunu anlattı. Çocuklarda çok idrar yapma ve su içme,  gece veya gündüz idrar kaçırma, iştah artışına rağmen ağırlık kaybı ve büyüme geriliği ve belli enfeksiyonlara yatkınlık görüldüğünde bunların tanıya götüren bulgular olduğu konusunda uyarıda bulundu. Ancak çocuğun kan şekeri yüksek ise çocuğun hemen çocuk diyabeti ile ilgilenen bir merkeze götürülmesi gerektiği, tanıyı kesinleştirmek için beklemenin uygun olmadığını önemle belirtti. Sonuç olarak; çocuklarda ve ergenlik dönemindeki yaş gruplarında, bütün diyabet türlerinin görülme olasılığının giderek arttığını, en sık görülen Tip  1 diyabet olsa da Tip 2 diyabet oranının da obezite ile birlikte yükselmekte olduğunu, bulguların tanınması ile erken tanı ve uygun tedavinin bu hastalığın morbidite ve mortalitesini önemli ölçüde azaltacağını ifade etti.

Panelin sonunda akademisyenlere teşekkür plaketi veren TBV Başkanı Timur Erk’e, Prof. Dr. Lale Sever tarafından da bir teşekkür sertifikası takdim edildi. Panelin ardından izleyicilerle birlikte Belgrad Ormanı Neşet Suyu Parkuru’na gidilerek düzenli egzersizin ve sağlıklı beslenmenin önemini vurgulamak üzere toplu bir yürüyüş gerçekleştirildi.

Yorumlar

OLAĞAN MÜTEVELLİ HEYET TOPLANTISINDA YENİ YÖNETİM KURULU SEÇİLDİ

Yayınlanma Tarihi Oca 25th, 2018 Kategorisi Genel.Yazar admin

TBV Olağan Mütevelli Heyet Toplantısı 3 Aralık 2017 Pazar günü yapıldı. TBV konferans salonunda yapılan ve 2017 yılının ilk 9 ayının ibra edildiği mütevelli heyet toplantısında konuşma yapan Timur Erk,  yapılan çalışmalar ve yürütülen projeler hakkında bilgi verdi.

İki yılda bir yapılan seçim sonucunda Timur Erk yeniden başkanlığa seçildi. Yeni Yönetim Kurulu’nun da seçildiği toplantıda 2017-2019 yılları için görev dağılımı şöyle gerçekleşti: Timur Erk – Başkan, Aydın Ekinci – Başkan Vekili, Celal Doluel – Başkan Yardımcısı, F. Fethi Hinginar – Genel Sekreter, Necmi Gürsoy – Sayman, Candan Toktürk – Yatırım ve Planlama, Hayati Babaoğlu – Basın ve Halkla İlişkiler, Metin Yılmaz – Vakıf Mal Varlığını Arttırma, Prof. Dr. Mustafa Akıncı – Tıbbi İşler, Mukaddes Yamaç – Fon Yaratma, Alp Özekici – Yeşilyurt Lions Kulübü Temsilcisi ve İleri Yaşam Merkezi Projesi sorumlusu. Ayrıca Op. Dr. Osman Akalın, İpek Tanrıyar, R. Ferda Köstendil, Taner Kalkanel ve Necati Ercan da yedek üyeliğe seçildiler.

Bir önceki toplantıda Mütevelli Heyet üyesi olarak seçilen Aynur Arıkan, Prof. Dr. İsmet Nane, Dr. Mine Özçakı, Op. Dr. Sertaç Demirel, F. Murat Arda, Sinan Solok ve Tuba Tengiz Yılmaz’a rozetlerinin takıldığı toplantıda, Prof. Dr. Beril Durmuş ve Oya Anlar Onat da Mütevelli Heyet üyeliğine seçildiler.

Kendilerine yeni dönem çalışmaları  için gönülden başarılar diliyor ve her bir üyemizi ayrı ayrı kutluyoruz.

Yorumlar

Sizi İyilik Peşinde Koşmaya Davet Ediyoruz!

Yayınlanma Tarihi Ağu 19th, 2017 Kategorisi Genel.Yazar admin

2017 yılında ilk defa Türk Böbrek Vakfı olarak kronik böbrek hastaları için 5 adet hemodiyaliz cihazı alımı projemize bağış toplamak için 12 Kasım 2017‘de gerçekleşecek Avrasya Maratonu’na katılacağız.

“İyilik Peşinde Koş -Yardımseverlik Koşuları*” işbirliğinde gerçekleşecek organizasyonda, her bir koşucumuz kampanyayı çevresine duyurarak, bağış toplanmasına ve bu cihazların alınmasına katkı sağlayacak.

Cihazlar T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından ihtiyacı olan devlet hastanelerine ve devlet üniversitesi hastanelerine bağışlanacak.

  • Yarış, 12 Kasım 2017 Pazar, saat 09.00′da başlayacaktır.
  • Kayıt bedeli 1-31 Ağustos 2017 tarihleri arası 60 TL, 1 – 30 Eylül 2017 tarihleri arasında 80 TL’dir. 9 – 11 Kasım 2017 tarihleri arasındaki Geç Kayıt Ücreti 100 TL + STK Bağış Ücreti (Kayıtlar kapandıktan sonra duyurulacaktır) olarak belirlenmiştir. http://www.istanbulmarathon.org/
  • Yarış tişört ve kol bantları TBV tarafından sağlanacaktır.
  • 10K koşucuları için zaman sınırı 4 saattir. Saat 13.00 itibari ile tüm parkur trafiğe açılır, halen parkurda bulunan koşucular kaldırımdan koşmaya devam edebilirler.
  • 10K çıkışı, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü gişelerine 500 metre mesafededir. Yarış, Eminönü’nde, İETT Otobüs Durakları karşısında sona erer.
  • Katılım için linkten bireysel kayıt yapması gerekmektedir. https://ipk.adimadim.org/site/signup
  • İyilik Peşinde Koş platformu antrenmanlarına göz atmak için >> http://adimadim.org/adim/5/Caylaklara-Katilin.aspx
  • 10K koşuya nasıl hazırlanırım derseniz? >> http://www.adimadim.org/adim/7/kosu-programlari.aspx

*Adım Adım, İyilik Peşinde Koş, Sivil Toplum Kuruluşlarının Sosyal Projeleri için koşmak isteyen gönüllülerin kullandığı bir yardımseverlik platformudur.

Adımlarımıza güç katacağınız için, şimdiden teşekkür ederiz.

Sorularınız için bizi (212) 507 99 50 / Dahili 1480 numaralı telefondan arayabilir, adimadim@tbv.com.tr adresine yazabilirsiniz.

Adım Adım, Mart 2008’de yurtdışında “charity run” olarak bilinen kolektif yardımseverlik koşusunu Türkiye’de tanıtmak ve yaygınlaştırmak için kurulan ilk sivil toplum oluşumudur.

Adım Adım Oluşumu, başta koşu olmak üzere yüzme, bisiklet, dağcılık gibi dayanıklılık gerektiren sporlar aracılığıyla ülkemizin önemli sosyal sorumluluk projelerine maddi kaynak ve tanıtım desteği sağlamaktadır.

2016 sonu itibariyle 25 binden fazla gönüllü koşucu ve 180 binden fazla bağışçı aracılığıyla bünyesinde yer alan STK’lara aktarılan kaynak 21 milyon TL’ye ulaşmıştır.

KOŞA KOŞA NELER BAŞARDILAR?

Adım Adım Oluşumu kurulduğundan bu yana Türkiye’de yardımseverlik koşusu aracılığıyla yaratılan kaynaklar ciddi boyutlara ulaşmıştır.

Sivil toplum kuruluşları, bireysel bağışın ne kadar önemli olduğunu kavramış ve bu anlamdaki çalışmalarına hız kazandırmışlardır.

2008-2016 yılları arasında 25.245 koşucu 30 sivil toplum kuruluşu için 182.842 bağışçıdan 21 milyon 208 bin 988 TL bağış toplamış ve 70.000 kişinin hayatlarını değiştirmişlerdir.

Yorumlar

Bu Sene Mezun Olan Bursiyerlerimize Başarılar Dileriz

Yayınlanma Tarihi Ağu 19th, 2017 Kategorisi Genel.Yazar admin

Vakfımız tarafından tıp fakültelerinde okuyan başarılı öğrencilere verilen karşılıksız burslarımızla, 2016-2017 öğretim döneminde 10 öğrencimizi mezun etmenin gururunu yaşıyoruz.

Bu sene burs verdiğimiz 13 kız, 29 erkek, toplam 42 öğrencimizin okuduğu üniversiteler ise İzmir 9 Eylül, Ankara, Ankara Yıldırım Beyazıt, Erzurum Atatürk, İstanbul Üniversitesi – İstanbul ve Cerrahpaşa, Adana Çukurova, Diyarbakır Dicle, Elazığ Fırat, Gaziantep, Ankara Hacettepe, Kahramanmaraş Sütçü İmam, Kocaeli, Konya Necmettin Erbakan, Manisa Celal Bayar, İstanbul Marmara, Muğla Sıtkı Koçman, Ordu, Edirne Trakya, Yozgat Bozok ve Van Yüzüncü Yıl Üniversiteleri olarak dağılım gösterdi.

Mezunlarımıza TBV adına Başkan Timur Erk tarafından gönderilen kutlama mektubunda, kendilerinin Türk Böbrek Vakfı’yla bağlantılarının devam etmesi temennisi paylaşıldı.

Başarılı mezunlarımız Dr. Yasin Özdemir’i, Dr. Müslüm Dursun’u, Dr. Mine Osman’ı, Dr. Abdülkadir Arbağ’ı, Dr. Bircan Aslan’ı, Dr. Nilgün Gültekin’i, Dr Tilbe Erten’i, Dr. Burhan Şafakoğlu’nu, Dr. Damla Ak’ı ve Dr İlyas Kaban’ı kutluyor, ülkemizin geleceğinde söz sahibi olacak gençlerimizin yollarının açık olmasını diliyoruz.

Yorumlar