Archive for 'Genel'

Dünya Böbrek Günü’nde Başkanın Mesajı

Published on Mar 28th, 2018 under Genel.By

Değerli Vakıf Severler,

Her sene Mart ayının ikinci Perşembesinde kutlanan Dünya Böbrek Günü etkinlikleri, bu sene tarihin 8 Mart’a denk düşmesi nedeniyle Dünya Kadınlar Günü ile birlikte kutlandı. Dünya Böbrek Günü’nde belirlenmiş olan ana temaya vakfımız tarafından ‘’Böbrek Sağlığına Kadın Eli Değiyor’’ şeklinde odaklanıldı ve yapılan etkinliklerde hep aynı logo ve görsel kullanıldı.

Anılan günlere ülkemizdeki şeker fabrikalarının özelleştirilmesi konusu denk geldiği için nişasta bazlı şekerin yarattığı toplumdaki olumsuz algı ana temamızı belirlemiş oldu. Böylece, iki hafta içerisinde 12 kez muhtelif kanallarda ana haberlere çıkma imkanımız doğdu. Nişasta bazlı şekerin tetiklediği olumsuz koşulları hem bilimsel, hem de halkın anlayacağı dilden yorumlama imkanını en iyi şekilde değerlendirdik.

Bu arada T.C Sağlık Bakanlığı ‘’Nişasta Bazlı Şekerlerin (NBŞ) Sağlığa Etkileri’’ hakkında Bilim Kurulu raporu 12 Mart 2018 tarihinde bakanlık tarafından basın duyurusu şeklinde yayınlandı. Vakfımızın şeker tüketiminin azaltılmasına yönelik yıllardır süre gelen ve böylece anlam kazanan ve destek gören genelde çalışmaları, medyada ve dolayısıyla kamuoyunda büyük yankı buldu.

İki hafta görsel ve yazılı medyada çıkan haberlerimiz ve kamuoyunda oluşan algılama sonucunda 15.03.2018 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda NBŞ kotasının %10’dan, %5’e düşürülmesine ilişkin genelge kabul edilmiş oldu.

Şimdi sıra konu ile ilintili olarak takip edilmesi gereken önerilerimize geldi;

  • Yapılan araştırmalara göre günde 50 gram pancar şekeri tüketimi yeterliyken, mevcut günlük tüketim miktarının 150 gram olması nedeniyle, yapılacak 5 yıllık bir kampanya ile şeker tüketiminin azaltılması hedeflenmelidir.
  • NBŞ (Nişasta Bazlı Şeker) ihtiva eden ürünlerin reklamları konulacak kota ile sınırlandırılmalıdır.
  • NBŞ ihtiva eden ürünlerin etiketlerinde Türk Gıda Kodeksi’nde yapılacak bir düzenleme ile açık seçik ve belirgin şekilde belirtilmesi zorunlu hale getirilmelidir.
  • NBŞ ihtiva eden gazlı içecekler, soğuk çaylar, gofret vb. işlenmiş ve paketlenmiş şekerli gıdaların ilkokul ve ortaokul kantinlerinde satışları yasaklanmalıdır.
  • Meksika’da uygulandığı gibi NBŞ ihtiva eden tüm ürünlere ek vergi konulması sağlanmalıdır.

Yukarıda belirttiğim öneriler,  Tarım Gıda ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı tarafından uygulamaya konulduğu takdirde yıllık %8 olan çocukluk çağı obezite artışı azalacak ve ülkemiz daha sağlıklı nesillere kavuşacaktır.

Nişasta bazlı şekerin daha az tüketildiği bir Türkiye, sağlıklı bir toplum olmamızı temin edecek ve tıpkı tuz tüketiminin azaltılmasına yönelik elde edilen başarı, aşırı şeker tüketiminin yarattığı hastalıkları da azaltmış olacaktır.

Timur Erk

Türk Böbrek Vakfı Başkanı

No Comments

2018’de Böbrek Sağlığının Odak Noktası Kadınlar

Published on Mar 28th, 2018 under Genel.By

Böbrek sağlığını yakından ilgilendiren başlıkları esas alarak her sene değişen Dünya Böbrek Günü teması, bu sene böbrek sağlığını kadınlar ekseninde ele aldı.

Dünya ortalamasına göre her 10 kişiden birini etkileyen kronik böbrek hastalığı, ülkemizde her altı kişiden birini etkiler. Türkiye’de yaklaşık 8,5 milyon diyabetli ile 16 milyon obez bulunuyor. 7 milyona yakın böbrek hastasının yaklaşık 60000’i son dönem kronik böbrek yetmezliği hastası olarak diyaliz tedavisi görürken, 23000 kadar kronik böbrek yetmezliği hastası böbrek nakli için bekliyor. CREDIT, TURDEP I-II ve PATENT-II gibi bilimsel çalışmalar bize çok önemli bilgiler veriyor: Türkiye; kronik böbrek hastalığı, diyabet, obezite ve hipertansiyon açısından gün geçtikçe çok daha sorunlu bir hale geliyor ve kadın nüfusun riski, hem erkek nüfusun riskinden, hem de ülke ortalamasından çok daha yüksek…

Türkiye’de kadınların önemli sağlık sorunları açısından taşıdığı yüksek riski böbrek sağlığı ve toplum sağlığı açısından ele aldığımız 13. Dünya Böbrek Günü’nde, kadınların yeterli ve dengeli beslenmesi, ailesine bakarken beslenme ve gündelik alışkanlıklarını doğru inşa etmesi, fiziksel egzersizi bir yaşam biçimi haline getirmesi, yeterli D vitamini alabilmesi, özellikle hamilelik döneminde doktor kontrollerini aksatmaması, yılda en az bir defa genel sağlık muayenesinden geçmesi gibi çok geniş bir alanda, bu konuların uzmanları ile bir araya gelerek toplumsal bilgilendirmeler yaptık.

Kadın; doğumla hayat vererek, hayat verdiği canlıyı büyüterek, büyüttüğü nesillerin toplumu oluşturmasını sağlayarak aslında sadece böbrek sağlığına değil, toplumun genel sağlığına, alışkanlıklarına, yaşam biçimine de yön veriyor. 2018 sloganımız olan “böbrek sağlığına kadın eli değiyor”un çıkış noktası da bu oldu.

Kadın nüfusun eğitime daha fazla katılımı, kadına yönelik koruyucu hekimlik ve kontrol programlarının arttırılması, spora daha fazla teşvik edilmesi, ülkemizde ne yazık ki bir alışkanlık haline gelen gereksiz ve bilinçsiz ilaç kullanımının önlenmesi, tek yönlü beslenmenin çeşitlendirilmesi, gıdaların doğru ve sağlıklı hazırlanarak pişirilmesinin öğretilmesi gibi pek çok etkili eylem uygulanarak ülkemizde kadın sağlığını ve dolayısıyla toplum sağlığını geliştirmek mümkün olabilecektir.

No Comments

Dünya Böbrek Günü Görsellerimiz Çeşitli Mecralarda Yer Aldı

Published on Mar 28th, 2018 under Genel.By

2018 Dünya Böbrek Günü kapsamında dijital ve basılı mecralarda yer alarak mesajımızı geniş kitlelere ulaştırmaya gayret ettik.

Levent Sapphire AVM’deki ve Cevahir AVM’deki dev ekranlarla İstanbul’un en yoğun trafik güzergâhlarında yer aldık. İstanbul Atatürk Hava Limanı’ndaki 16 ekranın yanı sıra Kayseri ve Samsun hava alanlarında yolcuları uğurladık ve karşıladık.

269 ayrı eczanedeki 335 ekranla ilaç almaya gelenlere böbrek sağlığını hatırlattık.

Akbatı, Palladium, 212, Kayseri Park, Tekira (Tekirdağ), Orion ve Trend Arena (Çorlu) ve Erasta (Edirne) AVM’lerindeki iç ekranlarda alışveriş yapanlarla bir araya geldik.

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin tahsis ettiği 50 ekranla Merter’den Emirgan’a, Pendik’ten Beykoz’a İstanbullularla, Ankara’da da yine 50 billboardla Ankaralılarla selamlaştık. Tekirdağ, Edirne, Kırklareli’nde de billboardlarla yer aldık.

Adana, Antakya, Osmaniye, İskenderun, Diyarbakır, Malatya, Sakarya, Tekirdağ, Ordu ve Edirne’de billboardları ve raketleri doldurduk.

Ankara, İzmir, Afyon, Elazığ, Erzincan, Kırşehir, Çankırı, Niğde ve Zonguldak’ta açık hava ekranlarıyla yer üstündeyken, Ankara’da ve İzmir’de metroyla yer altına indik.

İzmir’de oynanan Göztepe-Sivasspor maçında futbolcular sahaya “Böbrek Sağlığı İçin Aşırı Şeker Tüketimine ‘Dur’ De!” pankartımızla çıktılar.

Edirne’de Erasta AVM’de, Tekirdağ’da Orion ve Trend Arena AVM’lerdeki stand çalışmalarımızda ziyaretçilerimizi bilgilendirdik, birlikte videolar çektik, yayınlarımızı hediye ettik.

Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli’nde kaplanan otobüslerle her üç şehri dolaştık, sakinlerin dikkatini çektik.

No Comments

Sağlıklı Bir Toplum İçin Kadın Desteği Şart

Published on Mar 28th, 2018 under Genel.By

Türk Böbrek Vakfı’nın 2018 Dünya Böbrek Günü’nde ‘Kadınlar ve Böbrek Sağlığı’ temasıyla 5 Mart’ta düzenlediği panel, TBV Başkanı Timur Erk moderatörlüğünde Prof. Dr. Rümeyza Kazancıoğlu, Prof. Dr. Kubilay Karşıdağ, Doç. Dr. İbrahim Kalelioğlu ve uzun yıllar diyabetle mücadele eden sanatçı Burçin Orhon’un katılımları ile gerçekleştirildi.

Dünyada ve Türkiye’de böbrek sağlığını doğrudan etkileyen hastalıklar ele alındığında erkeklere oranla kadınların daha fazla risk altında olması ve kadınların toplumdaki yeri gereği ailelerin sağlık ve genel alışkanlarını daha yakından takip etme ilişkileri, bu yıl belirlenen “Kadın ve Böbrek Sağlığı” temasında önemli rol oynadı. Kadın ve böbrek sağlığı konularının yanında son günlerde sıklıkla gündeme gelen nişasta bazlı şeker konusu da diyabet, kalp damar hastalıkları ve böbrek hastalıkları ilişkileri ile çözüm önerileri çerçevesinde ele alındı.

Deneyimlerini anlatması için Timur Erk tarafından kürsüye davet edilen Burçin Orhon, yoğun egzersize ve performansa dayalı mesleğinin ardından doğum süreçlerinin sonrasında yaşadığı sağlık sorunlarını anlatarak, kilo aldığı dönem ile şimdiki yaşayış tarzını karşılaştırarak, deneyim paylaşımında bulundu. Sağlıklı bir kilo düzeyine ulaşmanın ve bu düzeyi korumanın uzun bir yolculuk olduğunu özellikle belirten Burçin Orhon, akılcı ve mantıklı hedefler koyarak her gün adım adım ilerlemenin uzun vadeli başarıyı getireceği ifade etti.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kubilay Karşıdağ, kadınlarda depresyonun daha çok görüldüğüne işaret ederek kadınların hem ev, hem de iş hayatında yoğun bir yükle karşı karşıya olduğunu söyledi. Yeme bozukluklarının kadınlarda daha çok görüldüğüne dikkat çeken Prof. Karşıdağ, bu sorunla özellikle diyabetli kadınlarda daha sık karşılaşıldığını gösterdi. Osteoporozun da kötü diyabet ayarı, egzersiz yokluğu, D vitamini ve kalsiyum eksikliğinden olumsuz etkilendiğini anlattı. Türkiye’nin Mayıs başından Kasım başına kadar güneşlenmeye imkan veren bir ülke olması sayesinde özellikle kadınları kolları, yüzleri ve boyunları açık şekilde her gün 10-15 dakika kadar güneşlenmelerinin D vitamini ihtiyacını önemli ölçüde karşılayabileceğinin altını çizdi. Yine her gün düzenli olarak en az 30 dakika egzersiz yapmanın, bu mümkün olmuyorsa hiç değilse evde aşağı yukarı yürümenin dahi faydası olduğunu söyleyen Prof. Karşıdağ, günlük ev işlerinin ise egzersizden sayılmadığını, sadece yorulduğunu belirtti ve kadın sağlığının korunması için sigara içilmemesi, tansiyonun kontrol altına alınması, kiloya dikkat edilmesi, düzenli egzersiz yapılması, beslenmeye dikkat edilmesi, iyi bir diyabet kontrolü sağlanması ve ailenin sağlık geçmişinin iyi bilinmesini önerdi.

Panele katılan Bezmialem Vakıf Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rümeyza Kazancıoğlu, dünya nüfusunun %50’sini oluşturan kızlar ve kadınların toplum ve ailelerine önemli katkıları olduğunu vurguladı. Prof. Dr Kazancıoğlu; “Kronik böbrek hastalıkları dünyadaki erişkinlerin yaklaşık %10’unu etkiler ve dünya genelinde ölümün en sık görülen 20 nedeninden biridir. Dünya Böbrek Günü ve Kadınlar Günü’nün 2018 yılında aynı güne denk gelmesi, kadın sağlığı ve özellikle böbrek sağlığının toplum ve sonraki nesiller üzerindeki önemini düşünmek ve bu anlamda bilinçlenmek adına önemli bir vesiledir. Dünya çapında eğitime erişim, tıbbi bakım ve klinik çalışmalara katılmada cinsiyetle ilgili farklılıklar göz ardı edilemez. Bu nedenle kadınların özellikle hamilelik dönemleri olası böbrek hastalıklarına tanı konması için fırsat yaratır. Ayrıca kadınların diyaliz komplikasyonları erkeklerden farklıdır ve böbrek naklinde alıcı olmak yerine verici olma olasılıkları daha yüksektir.” dedi.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Perinatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İbrahim Kalelioğlu ise gebelik döneminin kadın sağlığı açısından son derece önemli bir süreç olduğuna dikkat çekti. Doç. Dr. Kalelioğlu; “Örneğin daha önceden diyabetik olmayan bir kadının gebeliğinde gebelik diyabeti ortaya çıkarsa bu kadın gebelikten sonra hayatının ileri evrelerinde diyabet hastası olma açısından risk altında olur. Bu bilinir ve gebelik sonrası süreçte diyet ve egzersiz gibi yaşam tarzı değişikliklerine gidilirse diyabet oluşmasının önüne geçilebilir. Böbrek sağlığı açısından da gebelik önemli bir dönemdir. Günümüzde kadın diyaliz hastalarının önemli bir kısmının diyalize olan ihtiyaçları gebelik döneminde gelişen sorunlar neticesinde ortaya çıkmıştır. Örneğin plasentanın doğum öncesi ayrıldığı ablasyon olgularında, gebeliğin hipertansif hastalıklarında, gebelikte ve doğumda oluşabilecek kanama durumlarında ve gebelikte rahim enfeksiyonuna bağlı yaygın sepsis enfeksiyonlarında böbreklerin etkilenip kronik böbrek hastası olma olasılığı söz konusu olabilir. Yani gebe sağlığı böbrek sağlığı ile birlikte olur, sonuç olarak gebelik dönemi sağlıklı anne, sağlıklı bebek ve sağlıklı böbrekler için önemli bir dönemdir.” dedi.

Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk; “Pancardan üretilmiş şeker yerine NBŞ ihtiva eden paketlenmiş ve işlenmiş gıdaların tüketimi, özellikle okulların kantinlerinde satılması devam ettiği sürece önümüzdeki 10 yıl içinde sosyo-ekonomik açıdan benzer ülkelerde de görüldüğü üzere çocuk obezitesi artacak ve sağlıklı nesillerin yetişmesi azalacaktır. Bu bağlamda, diyabet, kalp ve damar hastalıkları ile böbrek hastalıkları nedeniyle tedavi gören hasta sayıları daha da artacaktır.” dedi.

TBV Başkanı Erk, toplum sağlığı politikaları çerçevesinde konuyla ilgili çözüm önerilerini dile getirdi:

NBŞ ihtiva eden ürünlerin etiketlerinde açık seçik belirtilmesi zorunlu olmalıdır.

NBŞ ihtiva eden ürünlerin reklamları azaltılmalıdır. 

NBŞ ihtiva eden ürünlerin (şeker ilave edilmiş gazlı içecekler, soğuk çaylar, gofret v.b.) okul kantinlerinde satışları yasaklanmalıdır.

Amerika’nın Kaliforniya eyaleti ile San Fransisko ve Berkeley şehirleri ile Meksika’nın tümünde olduğu gibi bu tür ürünlere ek vergi konularak tüketilmelerinin azaltılması sağlanmalıdır.

Aşırı tuz tüketiminin azaltılması mücadelesinde yapıldığı gibi Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ile ilgili sivil toplum kuruluşları tarafından bir kampanya başlatılarak özellikle anneler NBŞ hakkında bilinçlendirilmelidir.

No Comments

Böbrek Sağlığına Kadın Eli Değiyor

Published on Mar 28th, 2018 under Genel.By

Türk Böbrek Vakfı, 2018 Dünya Böbrek Günü etkinlikleri kapsamında “Kadın ve Böbrek Sağlığı” konusunu ele aldı.

Kadınların, toplumun yapıtaşı olma sıfatıyla gelecek nesiller yetiştirmesi, ailelerinin sağlığına ve alışkanlıklarına olumlu etkilerde bulunabilmesi için İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi  Doç. Dr. F. Ela Keskin ve İstanbul Üniversitesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayşe Kubat Üzüm ile Sporcu Hasan YalnızoğluTürk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk moderatörlüğünde söyleşi için bir araya geldi. Şişli Belediyesi’nin katkıları gerçekleştirilen halka açık etkinlikte, Hasan Yalnızoğlu ve Lüleburgaz Ertuğrul Köyü Cumhuriyet Kadınları Korosu da yer aldı.

Obezite, hipertansiyon ve şeker hastalığı, böbrek sağlığını doğrudan etkileyen en önemli nedenlerin başında geliyor. Türkiye’de kadınlar ise bu hastalıklar açısından hem erkeklere göre, hem de ülke ortalamasına göre daha fazla risk altında. Bunlara ek olarak, erken doğumla ve/veya düşük doğum ağırlığıyla doğan bebeklerde gelecek için böbrek sağlığı riskleri de ortaya çıkıyor.

Kadınlarda sık görülen idrar yolu enfeksiyonları, aşırı miktarda ağrı kesici kullanımı, lupus ve benzeri durumlar da böbrek sağlığını etkileyen nedenler arasında. Ülkemizde her yaştan ve sosyo-ekonomik durumdan kadınların böbrek sağlığı ve genel sağlık konusunda bilgilendirilmesi ve bilinçlenmesi son derece önemli bir hal aldı.

Söyleşinin ardından ise Lüleburgaz Ertuğrul Köyü ‘Cumhuriyet Kadınları Korosu’ tarafından “kadının toplumsal yeri” temasıyla şeker fabrikaları, kadın hakları, sağlıklı beslenme gibi konularda deyişlerin, türkülerin ve şarkıların yer aldığı bir konser verildi.

No Comments

Sosyal Medya Yansımaları ve DBG Eğitim Çalışması

Published on Mar 28th, 2018 under Genel.By

Dünya Böbrek Günü etkinliklerimiz kapsamında hafta boyunca vakfımızın resmi sosyal medya hesaplarında gerek kutlama, gerekse etkinlik duyurusu olarak çeşitli paylaşımlar gerçekleştirdik. Bu gönderilerin en ilgi çekeni, Dünya Böbrek Günü etkinlikleri kapsamında Şişli ilçesindeki Kuvay-ı Milliye İlkokulu’nda 3-4.sınıflarda öğrenim gören 550 öğrenciye verilen beslenme ve böbrek sağlığı eğitiminin ardından öğrencilerle çekilen Dünya Böbrek Günü kutlama videosu oldu.

Türk Böbrek Vakfı eğitmeni diyetisyen Gökçen Efe Aydın tarafından verilen eğitimle birlikte 2017-2018 döneminin başından bu yana 11500 öğrenciye böbrek sağlığını koruma, yeterli ve dengeli beslenme, egzersizin önemi ve hayatımızdaki yeri, olumlu alışkanlıkların sağlığımıza katkıları gibi konularda eğitimler verildi.

No Comments

Nişasta Bazlı Şekere Karşı Çabalarımız Sonuç Vermeye Başladı

Published on Mar 28th, 2018 under Genel.By

1970’lerde başlanan mısırdan yüksek fruktoz içerikli mısır şurubu üretiminde, 1980’lerde yılda 3 milyon ton olan üretim, günümüzde 20-30 milyon tonun üzerine çıkmıştır. Oysa 1926’dan bu yana ülkemizde şekerin ana maddesi pancardır.

Nişasta bazlı şeker veya yüksek fruktozlu mısır şurubu; mısır ve patates gibi nişasta kaynaklarından türetilen, şekere alternatif fonksiyonel özelliklerinden ziyade ekonomik nedenlerle gıda ve diğer sektörler tarafından sıklıkla kullanılan bir şeker türüdür. Yüksek fruktozlu mısır şurubunun dünya genelinde yoğun olarak üretilmesinin başlıca sebepleri arasında ucuz olması, kristal şekere göre yaklaşık 2.5 kat daha tatlı olması, likit olduğu için gıdalara katıldığı zaman daha çabuk erimesi ve daha kolay taşınması sayılabilir. Bu da gıda üreticileri için daha düşük maliyet ve daha yüksek kar anlamına gelmektedir.

Yüksek fruktozlu mısır şurubu alkollü, gazlı, kolalı içeceklerde, tat verici olarak meyve suyu sanayisinde, tadı artırma ve fermante edilebilen özelliği ile de çikolata, şekerleme, tatlı, bisküvi ve unlu mamullerin üretiminde kullanılmaktadır. Ayrıca raf ömrünü uzatma ve nem dengesini koruma amacıyla da kullanılan yüksek fruktozlu mısır şurubu; süt ürünleri (özellikle yoğurt), ketçap, mayonez, tonik, buzlu çay ve hazır çorba gibi işlenmiş gıdalarda ve meyve-sebze ürünlerinin salamurasında yer almakta ve balın kıvamının artırılmasında da kullanılmaktadır.

Yüksek fruktozlu mısır şurubunda bulunan fruktoz, glukozla karşılaştırıldığında glukoza göre daha hızlı yağa dönüşmektedir. Ayrıca daha az insülin ve leptin salınmasına, dolayısıyla tokluk hissinin de baskılanmasına neden olmaktadır. Bununla birlikte serbest yağ asitlerinin yağa dönüşmesini artırıp obeziteye yol açmaktadır.

Pekmezde, balda, meyve ve sebzelerin birçoğunda fruktoz doğal olarak bulunan bir şeker türüdür. Aşırı miktarlarda alınmaması halinde zararlı değildir, hatta vücudun glikozu işlemesi süreçlerine katkıda bulunur. Ancak aşırı miktarlarda tüketilmesi, vücudun işleyebileceği kapasitenin üzerine çıkmasına yol açar. Bu nedenle tüketilen miktar (doz) çok önemlidir ve kontrol altında tutulmalıdır.

Bilim insanlarına göre fruktoz masum bir şeker cinsi değildir. Kilo almaya, insülin direncini tetikleyerek şeker hastalığına yol açabilir. Tıp otoriteleri, fruktozlu gıda ürünlerinin şişmanlatıcı etkisi üzerinde hemfikirdir. Bağımsız bilim insanları, aşırı tüketilen fruktozun pankreas kanserine, kalp hastalıklarına, karaciğer yetmezliğine, obeziteye ve metabolik sendroma yol açtığını ileri sürmektedirler.

ABD Gıda ve İlaç İdaresi Nisan 2008’de içeriği yüksek fruktoz olan meyveli ürünleri suni tatlandırıcılı olarak kabul etmiştir. ABD bilim adamları bunun da obeziteyi tetiklediğini ortaya koyarak yüzde 10’luk kotayı yüzde 8’e düşürmüştür. AB ülkelerinin aşağı yukarı hepsinde NBŞ’ye konulan kotayla birlikte NBŞ ile beslenmeyi reddeden birçok AB ülkesi vardır. Avusturya hiçbir şekilde Nişasta Bazlı Şeker üretimi yapmıyor. Çekya, Danimarka, Hollanda, Fransa, İrlanda, İsveç, Litvanya, Portekiz, Slovenya, Yunanistan’da NBŞ üretimi yapılmamaktadır. NBŞ’nin insan sağlığına verdiği zararlarla ilgili tartışmalar devam etmekte ve sağlık sebeplerinden dolayı üretimi sınırlandırılmaktadır.

AB ülkeleri de yüksek fruktozlu mısır şurubu (NBŞ) üretim kotasına tabidir. Örneğin 1999-2001 yılları arasında yılda 18.6 milyon ton şeker üretilirken kota nedeniyle 2005’te yüksek fruktozlu mısır şurubu üretimi 303 bin ton ile sınırlı tutulmuştur.

Japonya’da yüksek fruktozlu mısır şurubu, ABD’den ithal edilen mısırdan üretilmektedir ve üretim miktarı hükümet tarafından düzenlenmektedir. 2007-2012 yılları arasında yüksek fruktozlu mısır şurubunun Japon tatlandırıcı pazarındaki payı yüzde 27 ila 30 arasında gerçekleşmiştir.

Vakfımızın Çabaları Sonuç Verdi…

15 Mart 2018 tarihi itibarıyla TBMM Genel Kurulu’nda nişasta bazlı şeker kotasının %10’dan %5’e düşürülmesine ilişkin önerge kabul edildi. TBMM Genel Kurulu’nda Vergi Kanunları ile bazı Kanun ve KHK’larda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı görüşüldü. Verilen önerge ile 47.madde kabul edildi.

No Comments

TÜYAP Expomed 2018 Fuarı Açılış Töreni

Published on Mar 28th, 2018 under Genel.By

22- 25 Mart 2018 tarihleri arasında TÜYAP Beylikdüzü Fuar Merkezi’nde düzenlenen 25. TÜYAP Uluslararası Expomed Tıbbi Cihaz ve Medikal Ekipman Fuarı’nın açılış töreninde TBV Başkanı Timur Erk de konuşmacı olarak yer aldı.

800’den fazla ulusal ve uluslararası firmanın ve temsilcinin katılım sağladığı fuarın T.C. Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Eyüp Gümüş’ün himayelerinde yapılan açılış töreninde, T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı, Türk Böbrek Vakfı Başkanı, tıbbi cihaz ve medikal ekipman STK’ları ile katılımcı kamu ve özel kurum temsilcileri hazır bulundu.

Açılış töreninde konuşma yapan Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, tıbbi cihaz ve ilaç üretiminde yerli imalat payının arttırılması gerektiğini vurgulayarak, sağlık harcamalarının azaltılması için koruyucu hekimlik çalışmalarının önemini aktardı. Özellikle çocukluk çağı obezitesinin önlenmesi ile aşırı şeker tüketiminin azaltılması konusunda Türk Böbrek Vakfı olarak çeşitli faaliyetlerde bulunduklarını belirtti. Geçtiğimiz yıllarda tıpkı tuz tüketiminin azaltılması konusunda yapılan başarılı çalışmalarda olduğu gibi obezite ve şeker tüketiminin azaltılması yönünde de programların yapılması gerektiğini, T.C. Sağlık Bakanlığı’nın önderliğinde yine aynı başarıların sağlanacağına inandığını belirtti.

No Comments

Tekirdağ’daki Yürüyüşte Türk Böbrek Vakfı da Vardı

Published on Mar 28th, 2018 under Genel.By

T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ”Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı” kapsamında Tekirdağ İl Sağlık Müdürlüğü ve Tekirdağ Halk Sağlığı Müdürlüğü iş birliği ile 22 Mart 2018 tarihinde Tekirdağ sahil yolunda Türk Böbrek Vakfı’nın da yer aldığı bir yürüyüş etkinliği düzenlendi.

Halk Sağlığı Müdürü Hacı Bayram Zengin, katıldığı yürüyüşte bir konuşma yaparak yeterli ve dengeli beslenmenin böbrek sağlığı üzerine etkilerine dikkat çekti.

Yürüyüşte ve hafta boyunca yapılan stand çalışmalarında Türk Böbrek Vakfı tarafından halka ve katılımcılara bilgilendirme broşürleri ve kitapçıkları dağıtıldı.

No Comments

BÖBREK SAĞLIĞININ SIRRI İDRAR RENGİNDE SAKLI!

Published on Oca 25th, 2018 under Genel.By

İşleyişi ve yapısıyla kusursuz bir makine gibi çalışan insan vücudu, ömür boyunca sağlık haline dair bazı ipuçları verebilecek yapıda. Yenilen herhangi bir besin sonrası vücudun kaşınması, kızarıklıklar, şişme, hapşırma gibi bazı belirtiler herhangi bir maddeye karşı oluşan tepkiyi gösterdiği gibi; ten rengi, saç dökülmesi, tırnakların şekli gibi belirtiler de yine vücudun sağlık haliyle ilgili verdiği sinyallerdir.

Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, yukarıda verilen örnekler kadar çok bilinmese de, idrar renginin de böbrek sağlığına dair dikkate alınması gereken önemli ipuçları verebildiğini belirtiyor. TBV Başkanı Timur Erk; “vakıf olarak hayata geçirdiğimiz projeler arasında yer alan öğrenci eğitimlerinde, idrar rengi ve sıklığı konusunu gerek sözlü, gerekse görsel çalışmalarla sıklıkla dile getiriyoruz.  Günlük yaşantı içerisinde dikkat etmeleri, sağlıkları adına idrar sıklığı ve rengini takip etmeleri konusunda yapmış olduğumuz uyarı ve bilgilendirmeler, çocuklar tarafından ailelere de iletilebiliyor.  Bu sebeple eğitimleri önemsiyor ve ara vermeden devam ediyoruz” diyor.

İDRAR RENGİ VE KOKUSUNA DİKKAT!

Türk Böbrek Vakfı Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi Başhekimi ve TBV Memorial Hizmet Hastanesi Nefroloji Uzmanı Yard. Doç. Dr. Bilal Görçin ise, idrar renginin verdiği ipuçlarının, günlük yaşamda sağlığa ilişkin bazı kararlar almaya ve sağlıklı alışkanlıklar benimsemeye teşvik edebileceğini, her tuvalete gidişte idrarın rengi ve kokusunu gözlemlemenin bir anlamda erken teşhis ve koruyucu hekimliğin ev veya işyerinde uygulanması olduğunu vurguluyor.

Nefroloji Uzmanı Yard. Doç. Dr. Bilal Görçin; “Böbreklerimiz karnımızın içerisinde en alt iki kaburganın altında ulaşılması zor iki organdır. En önemli görevi vücudumuzda her gün oluşan zehirli ve zararlı maddeleri kandan temizleyip atmaktır. Bunu, kişinin o gün aldığı sıvı miktarına göre idrar oluşturarak yapar. Böbreklerde oluşan idrar, idrar boruları yolu ile idrar torbasına (mesane) gelir. Mesanede belirli bir hacime ulaşan idrar, işeme hissi ile dışarı atılır. Teknolojinin bu kadar ileri olmadığı dönemlerde son ürün olan idrara bakılarak böbrekler hakkında tanılar düşünülmüştür. Çok eski hekimler idrar tahlili için ‘’idrara bakmak teleskop ile böbreğe bakmak gibidir’’ demişler. İdrarın renginden ve kokusundan çeşitli hastalıkları teşhis etmişlerdir” diyor.

Normal idrarın rengi sarının her tonudur. İdrara rengini veren, ürokrom maddesidir. Açık sarı veya suya yakın renk çok sıvı tüketildiğini ve idrar yoğunluğunun en düşük seviyede olduğunu gösterirken, en koyu sarı ise sıvının az tüketildiğini veya böbreğe az sıvı geldiğini işaret eder.

İdrar rengindeki değişiklikler gıdalarla veya ilaçlarla değişebilir.

  • Parlak sarı idrar rengi normaldir ve B vitamini alanlarda da görülür.
  • Koyu sarı idrar rengi de normal olarak sınıflandırılır. B vitamini içeren gıdaların aşırı tüketimi ve bazı müshillerin kullanımında da koyu sarı renk görülebilir.
  • Çok açık renk, aşırı sıvı yüklenmesi veya böbreğe aşırı sıvı gelmesi durumunda su gibi idrar görülebilir. Günde 4-8 litre sıvı almasına bağlı olarak bol idrar yapması durumu olan “psikolojik polidipsi” veya böbrek tüplerinin son kısmında günlük çıkardığımız idrarı son olarak belirleyen ADH isimli hormonun olmaması veya etkisizliği sonucu oluşan, kişinin hiçbir hastalığı olmamasına rağmen günde 20-30 litre sıvı almasına bağlı olarak bol idrar yapması demek olan “şekersiz şeker hastalığı” (Diabetes İnsipitus) sorunu olanlarda da bu renk idrar görülür. Bu hastalar bir günde 20-30 litre su içip bir o kadar idrar çıkarırlar, daha doğrusu su işerler.
  • İdrar renginin pembe-kırmızı olduğu gözlemleniyorsa ve sorun eğer idrara kan karışmasına bağlıysa, durum ciddidir ve anormaldir. Günlük beslenmede aşırı pancar ve böğürtlen tüketilmemişse ve bazı antibiyotiklerin kullanımı söz konusuysa, herhangi bir hastalık olmadan da idrarda pembe-kırmızı renk görülebilir.
  • Turuncu renkte idrar gözlemleniyorsa, havucun aşırı tüketiminden, B kompleks vitaminlerin veya bazı antibiyotiklerin kullanımından, bazı kan sulandırıcılardan ve kemoterapi ilaçlarından kaynaklanıyor olabilir. Böyle bir besin tüketimi veya ilaç kullanımı yoksa sıvı alımının az olduğuna işaret eder.
  • Mavi idrar rengi ise çok nadirdir, mavi gıda boyası içeren gıdaların tüketildiğini veya oldukça nadir görülen bir genetik hastalığı düşündürür.
  • Yeşil renkli idrar ise Psodomonans bakterisinin sebep olduğu üriner enfeksiyonu akla getirir.
  • Koyu kahverengi idrar; baklagillerin aşırı tüketimi, sıtma ilaçları, bazı antibiyotikler, sinameki gibi müshiller ve kas gevşetici ilaçların kullanımı gibi durumlarda ortaya çıkar.
  • Koyu mor idrar ise genetik bir hastalık olan “porfiri” belirtisidir. Sinir sistemi ve cildi tutan bu hastalığın pek çok belirtisinden biri de koyu mor idrar rengidir.
  • Bulanık kırmızı-pembemsi kirli renk idrar ise en ciddi böbrek iltihaplarında görülür.
  • Koyu bordo renkli idrar ise yine nefrit adı verilen böbrek iltihabının veya vaskülit adı verilen ciddi ilerleyici böbrek hastalığının belirtisi olabilir.
  • Kanlı idrar veya idrara kan karışması ise her zaman anormaldir, aciliyetle ilgilenilmesi gereken bir sorunun varlığını gösterir. Sıklıkla üriner sistemin herhangi bir bölgesindeki taş ve enfeksiyonlarda görülür. Bu hastalıklarda idrar kanamasına azalıp çoğalan şiddetli ağrı veya idrar yaparken yanma eşlik eder.  İdrarda gözle görülür ve tekrarlayan kan görülmesi ağrısız ise tümör akla gelir. Böbrek, mesane, prostat tümörleri ağrısız kanama yapar.
  • İdrarda köpük görülmesi, böbrekler yoluyla protein kaçağının belirtisidir. Genellikle tek başına fark edilir. Devamlı ve artarak sürmesi ciddi böbrek hastalığı belirtisidir.
  • Şeker ve tansiyon hastaları, hastalıklarının ilerleyen dönemlerinde böbreklerinin etkilendiğini protein kaçağının başlaması ile anlayabilirler. Bu nedenle idrarında köpük fark eden bir şeker veya hipertansiyon hastasının hekimine başvurması gerekir.

No Comments