« geri

Tarihçe

Tarihçe

Sene 1983. Yeşilyurt Lions Kulübü Derneği Sayman Üyesi Alaattin Sanama, akut böbrek hastası.Suni böbrek makinasına bağlı olarak hayatını idame ettirebiliyor. Daha evvel Almanya'da böbrek nakli olmuş ancak kısa bir süre sonra vücut takılan böbreği kabul etmemiş. Yönetim Kurulu toplantılarında yavaş yavaş kendisinden bilgi alıp o zamanlar için son derece önemli ve çaresi çok zor olan bu hastalığa eğilmeye başlıyoruz. Araştırdıkça çaresizlik ortaya çıkıyor. Türkiye'de o zamanlar,1983'lerde suni böbrek cihazı sayısı yok denecek kadar az. Buna karşılık korkunç bir ihtiyaç mevcut. Yeşilyurt Lions Kulübü'nün  dönem başkanı Erhan Sayılı, bu çaresizliklere bir nebze de olsa çare bulabilmek için Yönetim Kurulu'na öneride bulunuyor ve büyük bir heyecanla projeye başlıyoruz. Ancak Yönetim Kurulu'ndaki bazı arkadaşlarımızda tereddütler var. Böyle bilmediğimiz bir konuda ya başarılı olamazsak, boyumuzu aşabilir... ve benzeri tereddütler gündemde. Buna rağmen araştırmalara başlıyor ve "hangi kuruma suni böbrek ünitesi" kurarsak daha fazla hastaya hizmet götürmüş oluruz?" şeklindeki arayışlarımız 1983'lerde Türkiye'de bu işi en geniş çapta yapan ve 12 adet suni böbrek cihazı ile hizmet veren SSK Istanbul Hastanesi'nde noktalanıyor. Başhekim Dr. Mücahit Atmanoğlu ve servis şefi Nefrolog Dr. Fatma Karakullukçu ile yapılan görüşmeler sonucunda "6 ünitelik bir hemodiyaliz pavyonu" kurma projesi gelişiyor. O zamanın parası ile 20 milyon TL'lik çok büyük bir projeye başlıyoruz. Erhan Sayılı başkanlığında, Yeşilyurt Lions Kulübü birbiri ardına görkemli ve fon yaratıcı sosyal faaliyetler düzenliyor ve oldukça kısa bir süre içinde 6 yatağı, ses düzeni ve gerekli alt yapısı ile birlikte 6 adet suni böbrek makinalı bir suni böbrek ek ünitesini vücuda getirmek üzere gerekli fonun yarısını temin etmiş oluyoruz. Iş, 6 adet hemodiyaliz cihazı teminine kalıyor. Özellikle Almanya'da iş gezileri yapan birisi olarak ve daha evvelki yıllarda yine Almanya'da yaptığım seyahatlerde Lions kulüplerini ziyaret ederek ve etkin konuşmalar yaparak "kalp kapakçıkları" bağışları temin edici çalışmalarım nedeniyle Weinheim Lions Kulübü'nü ziyaret ederek bağış talebinde bulunuyorum. Yapılan temaslar neticesinde Fresenius Vakfı'ndan 5 adet kullanılmış ancak revize edilmiş cihaz bağışı alıyorum. SSK, bu cihazları gümrükten muaf ithal ediyor ve böylece proje gerçekleşiyor.

Dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mustafa Kalemli'nin katılımı ile görkemli bir açılış töreni yaparak o zamana dek 12 cihazla çalışan SSK Istanbul Hastanesi'nde %50 kapasite arttırımına gitmiş oluyoruz. 1984'lerin Türkiye'si için çok büyük katkı. Aradan yaklaşık 4-5 ay geçiyor. Sene 1984, aylardan Eylül. Yeşilyurt Lions Kulübü başkanlığım 3 ay evvel başlamış. Aynı anda Türk Kalp Vakfı başkanıyım. Bu vakıfta 4-5 senelik deneyimlerim var. Yavaş yavaş vakıfçılığı öğrenmeye başlamışım. Bir gün bir Lions genel kurulundan  dönerken arabada bulunan Yeşilyurt Lions Kulübü'nün kurucu ve ikinci başkanları Vecihi İbak ve Süleyman Tuncer'e  "gelin böbrek sağlığı ve diyaliz hizmetleri için bir vakıf kuralım" diyorum. Onlardan aldığım destekle Türk Böbrek Vakfı'nı kurma hazırlıklarına başlıyorum. Kulübün ilk toplantısında konuyu gündeme getiriyorum. "Sadece SSK Istanbul Hastanesi'ne 6 ünitelik bir diyaliz pavyonu kurmakla yetinmeyelim. Konu çok önemli. Yurdumuzun büyük bir ihtiyacı var, çalışmalarımızı kurumlaştıralım. Yeşilyurt Lions Kulübü önderliğinde ve Lionlar'ın katkıları ile bir vakıf kuralım" diyorum. Bu çağrıma cevap çok müspet. Herkeste heyecan doruk noktada ve böylece vakıf kurma hazırlıkları başlıyor. Aradan birkaç gün geçiyor ve SSK İstanbul Samatya Hastanesi'nin Başhekimi Dr. Mücahit Atmanoğlu telefonla beni arıyor ve "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mustafa Kalemli sizinle görüşmek istiyor" diyor. Hayırdır inşallah diyoruz ve bakana Erhan Sayılı ile birlikte gidiyoruz. Bakan "o senelerde bizden evvel Ankara'da kurulmuş benzer amaçlı bir vakfa karşı rekabet kaliteyi getirir, sizin de Istanbul'da bu vakfın alternatifini yaratmanızı istiyorum" diyor. Sanki bizim içimizden geçenleri sezmiş gibi "Türk Böbrek Vakfı'nı kurun" talimatını veriyor. "Ben de kurucu üye olurum, merak etmeyin, desteklerim" sözleri bizi teşvik ediyor ve böylece ciddi bir şekilde vakıf kuruluş çalışmaları başlıyor. Vakıf kuruluşları hususunda aramızda uzman bir kişi var; Avukat Suat Ballar. Vakıf kuruluş senedini hazırlamaya başlıyor. Kurucu üye olmak isteyen çok, Yeşilyurt Lions Kulübü üyelerinin % 80'i kurucu olmak istiyor. O dönemin yüksek düzey bürokratları, Vakıflar Genel Müdürü, nefrologlar ve % 85'ini Lionlar'ın oluşturduğu 101 kişilik kurucu liste. Bir vakıf kuruluşu için çok büyük bir sayı. Sonradan anladığımız bir hata yaparak böyle büyük bir sayı ile işe girişiyoruz. Halbuki 15-20 kurucu ile başlayıp sonradan genişleyerek kuruluş hazırlıkları daha çabuk bitecek.


Yeşilyurt Lions Kulübü, kurucular arasında tek tüzel kişilik. Yaklaşık 6 ay süren kuruluş formaliteleri ve en nihayet büyük gün 30 Mayıs 1985 geliyor ve notere düzenleme senedini imzaya gidiyoruz. Bir iki sene sonra kendi "Vakıflar"  kitabını yayınlayacak Av.Suat Ballar dostumuz, o zamanın şartlarına göre örnek gösterilebilecek bir vakıf senedi hazırlamış durumda. Büyük bir şevk ve heyecanla imzaları atıyoruz. Arkasından vakfa fon yaratmak üzere bir dizi sosyal faaliyetler geliyor. Hilton'da görkemli bir gece; Vecihi İbak'ın " Bir Kibrit Çak" kampanyası...

O zamanlar ekonomik koşullar bugünlere nazaran çok daha uygun. Sosyal faaliyetlerden fon yaratmak daha kolay. Her şeyden önemlisi bir Lions Kulübü olarak bir vakıf kurmuş olmanın heyecanı ve şevki var. Bu olumlu koşullar altında kısa bir süre içinde en azından bir proje yaparak bir böbrek sağlığı ve diyaliz merkezi kurmak üzere başlangıçta az da olsa bir fon temini konusunda çalışmalara başlıyoruz. Başlangıçta arsa temini hususunda başvurduğumuz yerlerden olumlu cevaplar gelmiyor. Yine her zaman olduğu gibi Tanrı yardımcımız oluyor ve birgün dönemin Bakırköy Belediye Başkanı Naci Ekşi bizi çağırıyor ve diyor ki "niye bana gelmediniz? Ben size uygun bir yer verebilirim" ve bu şekilde, şu anda Ahmet Ermiş Hastanesi'nin bulunduğu 2050 m2'lik bir parselin 49 yıllığına encümen kararıyla sembolik bir rakam karşılığında bize tahsisini yaptırıyor. Bu bizim için çok büyük bir gelişme ve bizlere büyük bir şevk veriyor ve hemen arkasında diyaliz merkezi projesi çizimini başlatıyoruz.  O zamanlar elimizde yaklaşık 32 milyon TL var. Soyunduğumuz projenin keşif bedeli ise 600 milyon TL civarında, bir diğer ifadeyle proje bedelinin % 5'i cebimizde ama bütün bunlara rağmen nasılsa arkası gelir diyerek bir Genel Kurul toplantısı yapıyoruz. Mütevelli Heyet'i bir araya getiriyor ve konuyu açıklıkla ifade ediyoruz. Elimizde de uygulamaya yönelik bir avan proje var. Bu avan projeyi içimizden bir Lion, Yüksek Mimar Orhan Gürsoy geliştiriyor ve uygulanabilir hale getiriyor. Arkasından ihale çalışmalarına başlıyoruz. Bu koşullarla gitmiş olduğumuz Mütevelli Heyet toplantısında o zaman daha Lion olmayan bir mütevellimiz, bir kurucumuz Sayın Ahmet Ermiş, "ben bu projeyi desteklerim, bu projedeki söz konusu binanın yapılaşmasını üstlenirim. Bu konuyu görüşmek üzere gelin büromda bir görüşelim" diyor. O toplantıyı hiç unutmuyorum. Rahmetli Alaattin Yılmaz Sanama ve Erhan Sayılı ile birlikte üçümüz gidiyoruz.

Karşılıklı anlayış ve işbirliği çerçevesinde bir protokol hazırlıyoruz. O protokolün esas konularından bir tanesi 600 milyon TL'lik keşif bedeli olan hastane yapılaşması karşılığında biz Ahmet Ermiş'e gönülden ve seve seve kendi ismini ebedileştirerek bir kurum yaratıyoruz. Böylece Türk Böbrek Vakfı Ahmet Ermiş Hastanesi Diyaliz Merkezi'nin temelleri atılır konuma geliyor. Çok kısa bir süre içinde Ahmet Ermiş'in büyük desteği ve de daha da ileri giderek inşaatı bizzat koordinasyon etmesi neticesinde 9 ay gibi kısa bir zamanda hastaneyi bitiriyoruz. 17 Ocak 1989'da Türk Böbrek Vakfı Böbrek Sağlığı ve Diyaliz Merkezi Ahmet Ermiş Hastanesi'ni hizmete açıyoruz. Dönemin Başbakanı Turgut Özal, bu görkemli açılışa geliyor. Ilk başhekimimiz Dr. Abdullah Özgözükara.


Dr. Abdullah Özgözükara ile bir çerçeve antlaşması yapıyor ve hemodiyaliz seansı başına kendisine ücret ödüyoruz. Bu bir nevi teşvik primi, çok kısa bir zamanda seans sayısı artıyor ve makine ihtiyacı gerçeği ortaya çıkıyor. Tabi ki elimizde bir işletme sermayesi yok.

Yine Ahmet Ermiş'e rica ediyoruz, elindeki imkanları seferber ediyor ve ondan bir süre için borç alarak cihaz siparişi yapıyoruz ve Baxter tabir ettiğimiz ilk jenerasyon hemodiyaliz cihazları gelince hep beraber bayram ediyoruz. Türk Böbrek Vakfı Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi çok kısa bir zaman içinde oldukça hızlı gelişiyor. 50 yataklı, 50 üniteli projelendirdiğimiz merkez, kısa bir zaman içinde üç vardiyaya geçmesine rağmen ihtiyaca cevap verememesi nedeni ile daha evvelce soyunma odaları ve lavabolar, tuvaletler olarak öngörülmüş bölümler tadilat yapılarak diyaliz kapasitesi arttırılıyor ve böylece kapasitemiz 50 cihazdan 70 cihaza çıkıyor. Bizim için çok muazzam bir gelişme ve de daha açılışından sonra 4-5 sene içinde 70 cihazla günde 200 hastaya hemodiyaliz seansı yapabilecek bir güce erişiyoruz.

Bu olumlu gelişmeler vakfımızı ve benimle beraber çalışan yönetim kurulu arkadaşlarımızı o kadar şevklendiriyor ki daha da cesaret alıyoruz. Tekirdağ'da bulunan Tekirdağ Marmara Lions Kulübü Başkanı Ülkü Eşkinat'ın talebi doğrultusunda Tekirdağ'da bir şube açıyoruz. Şubenin yönetmeliğini ve izin ile ilgili, bürokratik işlemlerini yine dostumuz Av. Suat Ballar sağlıyor.Böylece artık Tekirdağ'da şubesi bulunan, teşkilatlanmaya başlamış bir vakıf haline geliyoruz. Yine aynı dönemlerde Tekirdağ Devlet Hastanesi'ne yine aynı Lions Kulübü'nün destekleriyle bir hemodiyaliz ünitesi kuruyoruz. Yavaş yavaş Tekirdağ'da yeni bir yapılaşmanın, yeni bir diyaliz merkezi kurmanın heyacanına başlıyoruz. Bu meyanda bir proje geliştiriyoruz. 20 ünitelik bir merkezin projesini ve bunu kurabileceğimiz arsa tahsisleri işlerine başlıyoruz. O dönemin Valisi Sayın Şenol Engin'den bir arsa tahsisi konusunda söz alıyoruz ve bize şu anda Hacı Hüseyin Terzi Diyaliz Merkezi'nin bulunduğu 9 dönümlük bir arazinin yine 49 yıllığına sembolik bir rakamla tahsisini yaptırmış oluyoruz. Bunlar çok güzel gelişmeler. Böyle bir arsa ortaya çıktıktan sonra yatırım arayışlarına girişiyoruz.
Tekirdağ şubesinde 200.000.-Dolar'lık yatırım yapacak imkan yok. Ben ve Tekirdağ Şubesi yetkilileri arayışlara başlıyoruz. Ilk defa Fehmi Sevinç adında bir bağışçı bu konuda yardımcı olmak üzere bize geliyor. Istanbuldaki vakıf merkezinde bir görüşme yapıyoruz ama her nedense sonradan bu bağışçı sözünden vazgeçiyor ve biz yine başka bağışçı arayışlarına devam ediyoruz.
Ümitlerimizin hemen hemen kesilmeye yüz tuttuğu bir dönemde şans eseri daha evvelden tanıdığım Tekirdağ Koleji sahiplerinin bir daveti üzerine Tekirdağ Koleji'nde Atatürkçü Çağdaş Düşünce konusunda bir konferans vermek üzere Tekirdağ'a gidiyorum.


Orada beni dinlemeye vakfımızın Tekirdağ şubesi yetkilileri de geliyor. Ama ondan daha önemlisi iş ilişkilerimiz ve müşterek seyahatlerimiz nedeni ile daha evvelden tanıdığım Morova Turizm'in Yönetim Kurulu Başkanı Raif Terzi ve aynı zamanda Tekirdağ Koleji'nin hissedarı Istanbul 25. Noteri Erkan Vardar izleyenler arasında. Konferans sonrasında sohbet için toplanıyoruz. Ben projeyi ortaya koyuyorum. Uzaktan akrabam olan
Erkan Vardar destekleyici konuşma yapıyor. Bunun üzerine Raif Terzi düşünmek üzere zaman istiyor ve bir hafta sonra beni arayarak, rahmetli babaları adına böyle önemli bir projeye katkıda bulunmak istediklerini belirtiyor. Uzun bir beklentiden sonra bu gelişme hepimizi memnun ediyor. Hazır olan uygulama projesine uygun olarak Raif TerziI'nin bizzat dünürü Rüştü Bey ile birlikte oluşturduğu bir ekiple inşaatı çok kısa bir sürede bitiriyoruz. Hakikaten 9 ay gibi kısa bir sürede Tekirdağ Hacı Hüseyin Terzi Hastanesi  20 Şubat 1997'de hizmete açılıyor. Terzi Ailesi 150.000.-Dolary apılaşma katkısı sağlıyor. Şube olarak 50.000.-Dolar, vakıf merkezi olarak yaklaşık 80.000.-Dolar nakten ek katkı sağlayarak diyaliz hizmetine başlıyoruz. Başlangıçta 7 adet Althin cihaz ile başlıyoruz. Sonra bu sayıyı eski ama revizyondan geçmiş Baxter cihazlarıyla 20'ye kadar çıkartıyoruz. Bu tarihçenin 1999 sonu kaleme alındığı sıralarda hasta sayımız 80 civarına çıkmış idi.

Bu güzel gelişmeye paralel olarak yine aynı süre içinde hizmetlerimizi genişletmek amacıyla ikinci bir diyaliz merkezinin Istanbul'da arayışı başlıyor. Bu arada telefonla yapılan bir teklif üzerine Avcılar'daki 5 katlı bir binanın bu proje için uygun olduğu tarafıma iletiliyor. Benim ve diğer ilgili uzmanların yaptığı etüdden sonra bir tadilatla buranın güzel bir diyaliz merkezi haline dönüşeceği ortaya çıkıyor. 1997'lerin rakkamlariyla 30-35 milyar TL'lik bir tadilat harcaması yaparak ve 40 hemodiyaliz cihazı ithal ederek Avcılar Diyaliz Merkezimizi yine 1998'in hemen başında 7 Ocak 1998'de hizmete açıyoruz. Esas açılışı çok görkemli bir törenle Sayın Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel yapıyor ve o açılışla ilgili bir fotoğrafı 1998 senesindeki kurban bayramının tebrik kartında kullanıyor. Bu da Türk Böbrek Vakfı için çok büyük bir gurur vesilesi haline geliyor. Avcılar Diyaliz Merkezi umduklarımızın doğrultusunda ne yazık ki gelişemiyor. Hedeflemiş olduğumuz hasta potansiyelini yakalayamıyoruz. Biraz da gecikmiş olmamız nedeni ile civar bölgede faaliyete geçen 3 diyaliz merkezi bizim yavaş gelişmemize neden oluyor ve 1998'in başına geldiğimizde ne yazık ki hedeflerin gerisinde kalmış oluyoruz.

Bunun üzerine başka arayışlara başlıyoruz. Bu meyanda şans eseri dünya devi Gambro ve Fresenius, Türk Böbrek Vakfı'yla ortaklık teklifi yapıyorlar. Bunlar arasında uzun yıllarda çalıştığımız Fresenius ile bir teklif değerlendirmesi yaparak ortaklığın uygun olabileceğini ve Avcılar'daki altyapıyı, hasta potansiyelini uygun bir rakamla aynı sermaye olarak yeni kurulacak olan bir ortaklığa devri söz konusu olabiliyor. Bu konuda 510.000.-Mark'lık bir hava parası alıyoruz. Ayrıca yapmış olduğumuz yatırımın da % 20-25 fazlasıyla elimize bir para geçmiş oluyor. Bu yeni şirketin ismi Böbrek Vakfı-Fresenius Sağlık Medikal Hizmetler A.Ş., 3.l00.000.-Mark sermayeli bu ortaklığa % 40 hissedar oluyoruz. Vakfımızın ismi ve konumu itibarı ile kısa bir çaba ile büyük sükse yapıyor ve halen bu tarihçenin yazıldığı günlerde üç tane diyaliz merkezi sırası ile Antalya, Ankara ve Istanbul Avcılar olmak üzere Antalya'da 15 cihaz, Ankara'da 35 cihaz ve Avcılar'da 40 cihazla toplam 80 cihazlık bir kapasite ile hizmete açılan bu şirket 3 ayını idrak etmiş durumda, 1999 yatırım planları çerçevesinde Adana'da 160 hastası bulunan bir diyaliz merkezini satın alıyor.

Böylece daha ilk dört ayında 4 diyaliz merkezli bir şirket haline geliyor. Bu şirketin 1999 yatırım planında Anadolu'da iki diyaliz merkezi yatırımı daha söz konusu. Şirket almış olduğumuz teşvik belgesi çerçevesinde 4 yıl içinde 16 hemodiyaliz merkezi daha tesis edecek. Böylece dev bir atılımı vakfımızın 14. yıldönümünde hizmete başlayışımızın 10. yılında gerçekleştirmiş oluyoruz.

Üç Diyaliz Merkezi ortaklığı ile başlayan Fresenius ortaklığı başlangıçta temkinli bir büyüme hedeflemişti. Ancak 2000 ve 2001 Ekonomik krizlerine ve SSK’nın kar marjını azaltma çalışmalarına paralel olarak oluşan ortak şirket zararını çok ciddiye almayan Fresenius ortaklığı dördüncü seneye girerken 2002’de sona erdi. Yabancı ortak için daha ziyade daha çok merkez satın alma ve tedavi edilen diyaliz hasta sayısını arttırma girişimi vakıf yönetimimizce benimsenmemeye başlandı. Diğer bir faktör ise Fresenius’un hızlı büyüme arzusundan kaynaklanan fizibilitesi ve analizleri tam manası ile yapılmamış olan hazır satınalma baskısı idi. Onlar hızlı büyümenin, biz ise zararı azaltmanın peşindeydik. Hem onlara köstek olmamak hem de azınlık ortak (%40 hissedar) olmamıza rağmen şirketin kuruluş aşamasında kabul ettirdiğimiz ve haklarımızı koruyan şirket statüsü nedeniyle şirket zararına rağmen, Fresenius’tan başlangıçta ortaya koyduğumuz 1.240.000.- Mark'ın tam iki mislini geriye alarak ortaklığa son verdik.

Bu arada Hizmet Hastanesi'nin inşaatı bitmiş, sıra yaklaşık 9.000.000.-Mark'lık cihazlandırma aşamasına gelinmişti. Uzun süren araştırma ve girişimlerden sonra Hospitalia firmasından temin etmeğe karar verdik. Sıra kredi bulmaya gelmişti. Ekonomik krizlerin arifesinde ucuz ve uzun vadeli kredi edinme çok zordu. Çok uzun ve aylarca süren girişim ve görüşmelerden sonra Mütevelli Heyetimizin de onayını alarak Alman kökenli Hypovereinsbank'tan çok ehven şartlarda 7 yıl vadeli Libor + %0.875 faizle kredi almayı başarabilmiştik.

O günleri ve yılları hatırladıkça bazı şeyler kabus gibi geliyor aklıma. Hele hele Hermes kontrgarantisini temin edemeyince gerçekleşemeyen uygulama için yeni arayışlara yönelmemiz ve sonunda aylarca süren görüşmelerden sonra Fresenius  firmasını kontrgaranti olarak gösterebilmemiz ve bu hususta verilmiş beyin zekatları, fedakarlıklar, tavizler... Sonunda 7 yıl gibi oldukça uzun vadeli bir kredi ile cihazlarımız epeyi gecikmiş de olsa geldi. Bu muazzam uğraşlarda yanımda olan tüm Yönetim Kurulu üyelerimi, başta Serdar Eraslan ve Nesim Levi olmak üzere ahde vefa duyguları içinde tekrar anmak isterim.

Evet cihazlar gecikmeyle gelmişti. Bazı cihazlar sevkiyat öncesi neredeyse bir yıl ambalajı içinde bekletilmişti. Montaj bitene ve Ekim 2000’de hastane hizmete açılana dek kısmen son teknolojiyi içermeyen bir iki cihaz da işletmeye alınmış oldu. Yine de bu hususlar 2001 yılında vukuu bulan ekonomik kriz yanında solda sıfır kalırdı...

Böyle bir ortamda 30 Ekim 2000 tarihinde 100 yataklı Hizmet Hastanemiz'i görkemli bir törenle hizmete açtık. Geçmiş dönem Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, eski bakanlar, milletvekilleri, İstanbul Üniversitesi rektörü ve tıp fakülteleri dekanları, vali, belediye başkanları ve protokolün katıldığı açılış töreni sonrası sıfır noktasında hizmete başladığımızda hastaneciliğin ne kadar zor olduğunu sadece tahmin ediyorduk.

Ancak aradan aylar geçtikçe ve 2001 ekonomik krizinin olumsuz sonuçları sağlık sektörünü de etkiledikçe bunun hakikaten zor olduğunu anladık. 2001 yılı hastanecilik zararı bize göre önemli boyutlara gelince mütevellilerimiz arasında tasfiyeyi düşünüp hastane binasını kiraya vermeyi önerenler bile vardı.  Her 6 ayda bir ödemek zorunda olduğumuz 400.000.-Euro’luk anapara ve faiz borcunu ödeyecek tedbirlerimiz, özel kaynaklarımız (Fresenius ortaklığı satışı) ve Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi gelir artanı tükenmek üzere iken Tanrı yine yardımımıza koştu. 2002 ve 2003 yılları Hizmet Hastanesi'nin atılım yılları oldu. Artık hastane külfet olmaktan kurtulmuş, kendine yetecek hale gelmeğe başlamıştı. Bu ortamı yaratmak üzere profesyonel yöneticilerimizle, hastane personelimizle, Yönetim Kurulumuzla ve bizi destekleyen mütevellilerimiz ve sosyal komitemiz ile olağanüstü çalışma yaptık. Herkes kendi boyutunda fedakarlık yaptı, katkıda bulundu. Tanıtım ve pazarlama faaliyetleri için gerekli bütçe harcaması yapılmadan amatörce bir zihniyetle hastane ciromuzu arttırmayı başardık. Hastane doluluk oranı arttı. Ciro yükseldi. Doktor kadromuzda değişikliğe giderek hizmet kalitesi çıtamızı yükselttik. İlaveten İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü ile yapmış olduğumuz “Bilimsel İşbirliği Sözleşmesi” çerçevesinde İstanbul ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden 30 civarında doktor hastanemizde bu iki güzide tıp fakültesinin türevi gibi hizmet vermeye başladılar. Bu girişim müspet etkilerini verdi ve hizmet kalite çıtası daha da yükseldi. İşbirliği sonucunda daha çok öğretim üyesi hastanemizde görev yapmaya başladı.

Başka olumlu bir gelişme de ISO 9001- 2000 Kalite Yönetim Belgesi almak için verdiğimiz uğraş oldu. Bir yıllık çalışmalar sonucunda Hizmet Hastanesi ile Ahmet Ermiş ve Tekirdağ Hacı Hüseyin Terzi Diyaliz Merkezleri çin kalite belgesini TÜV Süd Deutschland gibi güvenli bir kuruluştan almayı başardık. Kaliteli hizmet bilincimiz gelişti. Bunun takibi için arama konferansı yaptık. Üst düzey personelin eğitimi için çok gayret gösterdik. Sendika Genel Başkanı ile anlaşarak ve maddi destek alarak tüm personelin mesleki eğitimi için kampanya ve Baltaş şirketi ile sözleşme yaptık. Bu eğitimin sonucunda kalite çizgimizi daha  da arttırdık.

1999 ile 2004 yılları arasında Tekirdağ Şubesi ve Hacı Hüseyin Terzi Diyaliz Merkezimizdeki gelişmeleri ise şöyle özetleyebiliriz;

Kış aylarında 80-90 yaz aylarında ise 120- 130’a kadar çıkan diyaliz hasta sayısı ile Diyaliz Merkezimiz güzel bir performans sergiledi. Ancak vakıf şube yönetim kurulunun önerileri ve hatta ısrarları üzerine 2002 yılı başında hizmete açılan tıp merkezimiz ne yazık ki istenilen hedefe ulaşamadı.

Tıp merkezinin açılması için gerekli tadilat, ruhsat alınması için gerekli mevzuat uyumu ve yapılan yatırım bekleneni veremedi. Şube tarafından önerilen fizibilite hesap ve hedefleri tutturulamadı. 2003 yılının sonuna gelindiğinde merkez Yönetim Kurulu olarak bu kötü gidişe dur dedik. Bu iki yıllık tıp merkezi işletmeciliğinde; merkezin şehrin dışında olması nedeniyle ulaşım sorunları, genelde poliklinik ve laboratuar tetkik taleplerinin az olması ve Tıp Merkezi Yönetmeliği'nin getirdiği iş gücü zorluklarını tespit ettik. Gittikçe büyüyen zararın kapatılması için diyaliz merkezi gelirlerinin de zamanla yetmeyeceği varsayımı ile Nisan 2004’de tıp merkezini kapattık.

Bu husus bizlere fizibilite yapılırken veya yeni bir yatırıma giderken çok daha duyarlı olmamız gerektiğini göstermiş oldu. Dolayısı ile dersimizi almış olduk.

2003 yılı başında bize 400.000.-Dolar'lık bağışta bulunan Kenan-Kadriye Tunalı çiftinin adlarına uygun bir yerde diyaliz merkezi kurulması için arayışlara başladık. Esenyurt’ta çok iyi bir yerde arsa tahsisi konusunda 15 ay bizi oyalayan Belediye Başkanı Gürbüz Çapan bu projenin gecikmesine sebebiyet verdi. Bağışçımız Kenan Tunalı’ya önerdiğim, Malkara’da belediyenin bize uygun bir kira ve uzun vadeli sözleşme ile tahsis ettiği 650 m2’lik iki katlı bir binanın diyaliz merkezine çevrilmesi projesi kendisi tarafından kabul görünce kısa bir süre içinde bu projeyi bitirdik ve 27 Eylül 2004 tarihinde 10 ünitelik Malkara Kadriye-Kenan Tunalı Dİyaliz Merkezi'ni hizmete açtık. Böylece üç diyaliz merkezi ve bir hastaneye sahip olmuştuk. Ekim 2004’de bu üç diyaliz merkezinin çalıştığını, Malkara hariç (yeni açıldığı için) diğer ikisinin vakfımıza gelir artanı yarattığını ve Hizmet Hastanesi'nin de kendi ayakları üzerinde durduğunu, hatta amortisman ve faiz giderleri hariç kara geçtiğini, bütün bunların sonucunda altı ayda bir ödemek zorunda olduğumuz ve azalan bakiye nedeniyle 350.000 Euro civarında olan dış borcumuzu ödeyebilir hale geldik.

Bundan sonra hedef hastane cirosunu arttırmaktı. Diğer önemli bir hedef: Böbrek nakli... Böbrek nakline başlayabilmek için  anjiyografi cihazı gerekliydi. Hem özlemini çektiğimiz ve vakıf resmi senedimizde olup da gerçekleştiremediğimiz tek konu kalan böbrek nakillerine başlayabilmek, hem de kalp cerrahisine başlayarak ciromuzu arttırmak üzere çok az kullanılmış bir anjiyografi cihazı aldık. Böylece birim maliyetlerimiz düştü ve gelir artanımız arttı. Hİizmet Hastanesi olumsuz amortisman ve kur farklarına rağmen kar etti.

2005 yılında kurların stabil hale gelmesi ve gerek diyaliz gerek hastane gelir artanı marjlarının artması ile vakfımız başarılı çalışmalarını devam ettirerek yukarıda belirttiğimiz kalp cerrahisi ile ilgili çalışmalarını sonuçlandırmış, anjiografi laboratuvarımız ile kalp cerrahisi ünitemiz Hizmet Hastanesi’ne kazandırılarak hastanemizin ruhsatına; KVC,KVC Yoğun Bakım,Koroner Yoğun Bakım, Dahiliye Yoğun Bakım ve Yeni Doğan Yoğun Bakım servisleri de ilave edilerek, tam teşekküllü bir hastane konumuna getirilmiştir.

2005 yılı Hizmet Hastanesi ve Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi faaliyetleri sonucunda ilk defa 3,3 milyon YTL bir gelir artanı elde edilerek hedeflerimiz tutturulmuştur.

2006 yılı başında ruhsatlandırılan bu bölümler için Devlet Sosyal Güvenlik Kurumları ile anlaşmalar tamamlanarak hizmet yelpazemiz genişletilmiştir. Böbrek Nakli Merkezi ruhsatlandırılması için alt yapı çalışmaları da tamamlanarak yıl sonu Sağlık Bakanlığı’na yapılan müracaatımız olumlu bulunmuş ve Böbrek Nakli Merkezi ruhsatı alınması aşamasında  çok önemli bir mesafe kat edilmiştir.

2006 yılı sonunda vakfımızın önemli yatırımlarından bir tanesi olan Çerkezköy Kapaklı Diyaliz Merkezi inşaatı tamamlanıp, ruhsatlandırıldıktan sonra faaliyete geçmiştir. Kapaklı Diyaliz Merkezi'nin, Kapaklı Belde Belediyesi  tarafından organize sanayi bölgesi girişinden  tahsis edilen 2300 m2 arazi üzerine toplam 600m2 kullanım alanlı olarak projelendirilip, 1.sınıf yapılaşma tamamlandıktan sonra cihazlanması ve tefrişi ile mükemmel bir diyaliz merkezi olarak faaliyete geçmesinden büyük mutluluk duymaktayız.

Hastalara yönelik  bölgesel çalışmalar ile kısa zamanda toplam 40 hastaya hizmet verilmesi planlanmış olup, 2007 yılının ilk aylarında bu hedefe varacağımız yönündeki inancımız tamdır. Yine 2006 yılı içerisinde projelendirilerek alımı Haziran’da gerçekleştirilen Ataköy 4. Kısım'da, toplam 2275 m2 kullanım alanlı, 7 katlı bina tıp merkezi veya branş hastanesi olarak kullanılmak üzere ihtiyaç analizleri projelendirilmesi tamamlanmış olup, 2007 yılının ilk aylarında uygulamaya geçilmesi planlanmıştır. Yukarıda kısaca belirttiğimden de anlaşılacağı üzere; vakfımız 2005 ve 2006 yıllarında önemli çalışmalar yaparak, Hizmet Hastanesi vakıf amaçları doğrultusunda, böbrek nakli için ayrıca ruhsatlandırılmış, hizmet yelpazesinin genişletilmesi ve yaygınlaştırılması yönünde ülkemize iki yeni sağlık tesisi daha kazandırmıştır. İstanbul Özel Hizmet Hastanesi, verdiği kaliteli hizmetler nedeni ile en iyi hastaneler arasında anılmaya başlamıştır.

2007 yılında vakfımız ve iktisadi işletmelerimiz için önemli gelişmeler sağlanmıştır.  Vakfımızın faaliyetleri çok verimli geçmiş, önemli miktarlarda nakti bağışlar ile  diyaliz cihaz bağışları alınmıştır. Kapaklı Diyaliz Merkezimiz konulan 40 hasta  hedefini aşarak 2007 yılında 47 hasta sayısına ulaşmıştır. Tekirdağ ve Malkara Diyaliz Merkezlerimiz, bütçelerinde öngörülen hizmet sayılarını gerçekleştirmiştir. Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezimiz sorumsuzca yapılan rekabetler nedeni ile bir miktar hasta ve seans kaybı yaşamış, Hizmet Hastanesi anjiyografi cihazını da alarak böbrek nakli için tam teşekküllü hale gelmiştir. Hizmet Hastanesi radyoloji ünitesi cihazları yenilenmiş, dijital cihazlar ile radyolojik tetkikler DVD ortamında saklanmaya başlamış, radyoloji servisinde MR ünitesi kurulmuş, hizmet yelpazesi genişletilmiştir. Ataköy’de alınan yeni binanın yapılaşmasının, T.C. Sağlık Bakanlığı’nın mevzuat değişikliği nedeni ile beklemeye alınması uygun görülmüştür.

2008 yılı vakıf faaliyetleri açısından oldukça yoğun ve verimli geçmiş, sosyal faaliyetler ve etkinlikler sonunda önemli miktarlarda bağış gelirleri temin edilmiştir. İktisadi işletmelerimiz ise yoğun rekabet şartları altında, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun son üç yıldır sürdürdüğü olumsuz fiyat politikaları ve Sağlık Bakanlığı’nın özel sektör aleyhine yayınladığı mevzuat içinde, yılmadan ve kalitelerinden ödün vermeden faaliyetlerine devam etmişler, hizmetlerinde sayısal anlamda önemli artışlar sağlamalarına rağmen, bu artışlar gelirlerine cirosal olarak yansımamıştır. İstanbul Özel Hizmet Hastanemiz, İstanbul ilinde ilk on hastane arasına girmesine rağmen gelirlerine olumlu yansıyamamış ve zarar etmeye başlamıştır. Kapaklı ve Malkara Diyaliz Merkezlerimizde hasta sayılarında artış sağlanmış, Ahmet Ermiş ve Tekirdağ Diyaliz Merkezlerimiz sorumsuz ve etik dışı rekabet nedeni ile hasta kayıplarına uğramıştır. Hizmet Hastanesi’nin tüm branşlarda verdiği kaliteli hizmetler kamuoyu tarafından da takdir edilerek hizmet sayılarında önemli artışlar sağlamış, organ nakli ünitesinde 20 böbrek nakli gerçekleştirilmiştir. Vakfımız,  iktisadi işletmelerimizdeki olumsuz gelir tabloları nedeni ile önemli miktarlarda sübvansiyon yapmıştır. Sağlık sektöründe gelişen bu olumsuzluklar nedeni ile Ataköy binamızda bir yapılaşmaya gidilmemesi kararı alınmıştır.

2009 yılında gerek Vakfımızın faaliyetleri ve gerekse iktisadi işletmelerimizin faaliyetleri açısında son derece sıkıntılı geçmiştir.  Vakfımızın faaliyetlerindeki bağış gelirleri, küresel finans krizlerinden ciddi olarak etkilenmiş ve kendi giderleri ile iktisadi işletmelerin gelir eksilenlerini karşılayamaz hale gelmiştir. 2009 yılında sağlık kuruluşlarımız, olumsuz ve sorumsuz rekabet şartlarında, kalite ve etik kurallardan ödün vermeden, sayısal olarak geçmiş yıllardaki hizmetlerimize göre ciddi düşüşler yaşamadan, sağlık hizmetlerimizi sürdürmeye çalışırken, bir yandan T.C. Sağlık Bakanlığı’nın olumsuz mevzuatlarla özel sektörü sıkıştırması, diğer yandan SGK’nın 2005 yılından bu yana satın aldığı sağlık hizmetlerinin  birim fiyatlarını artırmayarak ve kendi harcamalarını aşağı çekmek adına, özel sağlık sektörüne uyguladığı kesintiler, faaliyetlerimizi nefes alamayacak hale getirmiş, oluşan zararlar nedeni ile kullanılan banka kredileri artmıştır.

Bu gelişmeler üzerine, Ataköy’de bulunan binamızın satılması kararı alınmış ve  büyük sermaye guruplarının sahibi olduğu zincir hastanelerle, Hizmet Hastanesi’nin kiralanması konusunda görüşmelere başlanmıştır.

2010 Yılı, vakfımız ve iktisadi işletmelerimiz için yeniden dirilişin başladığı bir yıl olmuştur. 1 Mart 2010 tarihinde Hizmet Hastanemiz, 5+5 yıllığına Memorial Sağlık Yatırımları A.Ş.’ye kiralanmıştır. Bu kiralanma ile elde edilen kaynaklar öncelikle banka kredilerinin geri ödenerek kapanmasında kullanılmış,  birikmiş ticari borçlarımız yeniden yapılandırılarak ödeme planlarına bağlanmıştır.  SGK, 5 yıl sonra ilk defa hemodiyaliz seans fiyatlarına % 5 oranında zam yapmış, ancak bunun % 50’sini hizmet paketi içinde bulunan Heparin ilacına zam yaparak geri almıştır.  Memorial A.Ş., Hizmet Hastanesi’ni devraldıktan sonra yapılmış olan “Yönetim Sözleşmesi” gereği hastane içinde tadilatlara ve cihaz yenilemelerine başlamış, Hizmet Hastanesi’nin yıpranmış görünümüne tekrar canlılık getirmiştir. Diyaliz  Sosyal Komitesi, Hizmet Hastanesi’nin yenilenme sürecine paralellik göstererek Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi’nde köklü revizyonlara gitmiş, tüm diyaliz merkezinin badana ve boyalarını, su artıma sistemini, mobilyalarını ve bazı eskimiş cihazlarını yenilemiştir. Vakfımız bu yenilenme sürecine diğer diyaliz merkezlerimizi de katarak onların da badana ve boyalarını, hasta başı TV’lerini, bazı mobilyalarını yenilemiştir.  Vakıf faaliyetleri yeniden canlandırılmış, kamu yararına yeni projelere başlanmış, bağış gelirlerinde artışlar sağlamıştır. Bu olumlu rüzgar ile Tekirdağ ilinde bulunan diyaliz merkezlerimizdeki hasta ve seans sayılarında artışlar sağlanmış, Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezimizde hasta azalması önemli ölçüde önlemiştir. Ataköy’de bulunan binamız nihayet Kasım ayında satılarak, elde edilen kaynak, kalan borçların ödenmesinde kullanılmış ve vakfımıza da bir fon yaratılmıştır. Vakfımız bu yıldan itibaren önemli kamu yararına proje çalışmaları ile dört diyaliz merkezinin işletilmesi yönünde verimli faaliyetlere geçmiştir.

2011 Yılı, vakfımız ve diyaliz merkezlerimiz açısından verimli bir yıl olmuştur. Vakfımız özellikle böbrek sağlığının korunmasına yönelik “böbrek hastalıkları ile mücadele” kapsamında oluşturduğu yeni projeler ile kamuoyunda bilinirliğini bilimsel anlamda da arttırmış, yerel yönetimlerin katkıları ile “sağlıklı beslenme ve hayat tarzı” seminerlerine başlamış, böbrek hastalıklarında önlenebilir önemli bir nedeni olan “aşırı tuz tüketiminin azaltılması” projesi ile gerek toplumda, gerek kamu kuruluşları nezdinde ve gerekse basında bilinirliğini daha da arttırmıştır. Özellikle TBMM Sağlık Komisyonu ve T.C. Sağlık Bakanlığı ile kamu yararına birlikte çalışmaları başarılı sonuçlar kazandırmış, tuzun zararları yönünde halk bilgilendirilmiş,  ekmek ve unlu gıdalar için tuzun azaltılması yönünde mevzuatların çıkması sağlanmıştır. Vakıf bağış gelirlerinde de geçen yıla göre artış sağlanmıştır. Diyaliz merkezlerimiz 2011 yılı içinde faaliyetlerini başarıyla sürdürmüş, Tekirdağ ilinde bulunan merkezlerimiz hasta ve seans sayılarını arttırmış, Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezimiz hasta ve seans sayısını önemli ölçüde korumuştur. SGK’nın 6 yıl içinde yapabildiği % 5’lik seans fiyatı artışı ve akabinde yarısını geri alması, sayısal artışlara rağmen merkezlerimizin gelirlerini olumsuz etkilemiş, ancak gerek önemli maliyet oluşturan tıbbi malzeme girdilerinde sağlanan ciddi tasarruflar ve gerekse hizmet alımlarındaki elde edilen indirimler, zararları geçen seneye göre azalmıştır. Hizmet Hastanesi Memorial A.Ş.’nin yönetiminde faaliyetini başarıyla sürdürmüş,  fiziksel ve tıbbi ekip açısından yeniden yapılanması faaliyet gelirlerini arttırmış, hedeflenen yere gelmesinde önemli gelişmeler sağlamıştır. İstanbul’daki iktisadi İşletmemiz, uzun yıllardan sonra ilk defa kara geçmiş,  dört iktisadi işletme kümülatifte karlı olarak konsolide olmuştur.

2012 yılı vakfımızın kamu yararına çalışmaları ile oldukça yoğun geçen bir yılı oldu. 2012 yılı başlarında, vakfımızın amaçlarından “ülkemizde böbrek sağlığının korunması” çalışmalarımızda, böbrek hastalıklarının önemli nedenlerinden olan hipertansiyon hastalığının önlenebilir önemli etkenlerinden “aşırı tuz tüketiminin azaltılması” çalışmalarına hız verildi. Hazırlanan kamu spotu için RTÜK’ten izin alınarak ulusal ve yerel TV ve radyolarda yayınlandı. Oldukça dikkatleri çeken bu kamu spotu halkımız tarafından ilgiyle izlendi. Restoranlarda tuzlukların kaldırılması faaliyetlerimize olumlu tepkiler geldikçe, pek çok ilde restoranlardan tuzluklar kaldırılmaya başlandı. Böbrek hastalıklarının diğer temel nedenlerinden olan diyabet hastalığının önemli etkenlerinden “aşırı şeker tüketiminin azaltılması” kampanyamız için çeşitli etkinlikler düzenlendi ve yine hazırlanan kamu spotu için RTÜK onayı alınarak ulusal ve yerel TV ve radyolarda yayınlanması sağlandı. Bu kampanyamız da toplumdan çok olumlu tepkiler aldı ve şeker içeren gıdalar konusunda çeşitli önlemler alınmaya başlandı.

Mayıs ayında vakfımızın da üyesi olduğu IFKF- Uluslararası Böbrek Vakıfları Federasyonu’nun Budapeşte’de düzenlenen yıllık olağan kongresinde, 2012 Dünya Böbrek Günü etkinlerimizin yer aldığı poster, “en iyi poster sunumu” olarak ödül aldı.

Son dönem kronik böbrek yetmezliği hastalığının en seçkin tedavi yöntemi olan organ nakli ve organ bağışı için 2012 yılının son çeyreğinde seferberlik başlattık. Özellikle kadavradan organ bağışının arttırılması için hazırlanan ve ülkemizin seçkin üç sanatçısının yer aldığı “Beni Bağışlayın” isimli kamu spotu, T.C. Sağlık Bakanlığı ve RTÜK’ten alınan onaylar sonrasında ulusal ve yerel TV ve radyolarda yayınlandı. Yayın ertesinde toplumdan çok önemli olumlu geri bildirimler alındı. Vakfımıza bağlı diyaliz merkezlerdeki hastalarımızdan alınan onamlar sonrası yapılan  “hemodiyaliz tedavilerde geriatrik olgular” isimli bilimsel çalışma, tıp literatürlerinde yerini aldı.

Kasım 2012 ayında düzenlenen Ulusal Nefroloji Kongresi’nde, Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi hemşirelerince hazırlanan “Alternatif Damar Giriş Yollarının Etkinliğinin İncelenmesi” konulu bilimsel çalışma, Ulusal Nefroloji Transplantasyon ve Diyaliz Hemşireleri Derneği tarafından, en iyi bildiriler kategorisinde ikincilik ödülüne layık görüldü. Diyaliz merkezlerimiz faaliyetlerini sorunsuz olarak sürdürdü, İktisadi İşletmelerimizin 2012 yılı gelir tabloları karlı olarak konsolide oldu.

Vakfımızın  kamu yararına  çalışmaları 2013 yılında daha da ivme kazanmış,  14 Mart 2014 tarihinde  dünya böbrek günü münasebeti ile  “ organ bağışı” konulu düzenlenen basın toplantısına görsel ve yazılı basın mensupları büyük ilgi göstermiş  , konusunda  uzman akademisyenlerce  “ kadavradan organ bağışı” en geniş şekilde anlatılmıştır. Ayrıca organ bağışının yapılmasının tüm süreçlerini anlatan bir video çekimi yaptırılarak ilgili tüm kamu ve özel  kurum ve kuruluşlarına, yazılı ve görsel basına dağıtılmış,  organ bağışı çalışmalarımız  bir çok mecrada yayınlanmıştır.

Vakfımızın yine önemli amaçlarından olan , böbrek sağlığının korunması yönünde, erken yaşlarda bilgilenme ve bilinçlendirmeyi arttırmak üzere, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile  “ aşırı tuz ve şeker tüketiminin zararları ve sağlık beslenme” konusunda eğitimler vermek üzere bir protokol imzalanarak  eğitimlere başlanmıştır.

Koruyucu hekimlik adına “ böbrek sağlığının korunması, sağlıklı beslenme ve hayat tarzı önerileri” isimli eğitime  muhtelif kurum ve kuruluşlarda devam edilmiş, gelen talepler elverdiğince karşılanmaya çalışılmış, İstanbul dışındaki illerde de eğitimlere devam edilmiştir.

Ekim 2013 tarihinde Vakfımızın da üyesi olduğu ve 2011 – 2013 yılları arasında Vakıf Başkanımız tarafından Başkanlığı yürütülen IFKF (Uluslararası Böbrek Vakıfları Federasyonu )  tarafından Vakıf başkanımıza dönem başkanlığı sırasında yaptığı çalışmalar nedeni ile” üstün başarı”  sertifikası verilmiş,  Vakfımız tarafından hazırlanan dünya böbrek günü faaliyetleri konulu poster”  ikinci kez birincilik ödülünü”  kazanmıştır.

İstanbul’dan sonra Tekirdağ  İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile de protokol yapılarak, Tekirdağ ilindeki öğrencilere de “ aşırı tuz ve şeker tüketiminin zararları  ve sağlıklı beslenme ” isimli eğitimler verilmeye başlanmıştır.

2014 dünya böbrek günü etkinlikleri için, ana tema olarak “ güne bir bardak su ile başla”  konusu geniş bir şekilde  işlenmiş, muhtelif etkinlikler yapılmış ,  bu konuda hazırlanan kamu spotu kısa süre içinde RTÜK tarafından onaylanarak Ulusal ve Yerel Televizyonlarda yayınlanmaya başlamıştır.

Vakfımızın faaliyetlerine destek veren ve kamuoyunu sağlık konularında bilgilendirerek kamu hizmeti veren basın mensuplarına ve kurumlarına, ilk defa “ medya ödülleri” töreni düzenlenmiş, dallarında seçilen basın mensubu kişi ve kurumlara ödüller verilmiştir.

2014 yılında ve 2015 başlarında ünlü futbolcularla “Ağrı kesici ilaçların bilinçsiz kullanımı” ve “Böbrek taşları” konulu iki kamu spotu daha hazırlanmış bulunmaktadır.

30 Mayıs 2015 tarihinde Vakfımızın  resmi kuruluşunun 30. Yılını tamamladık, bu münasebetle çeşitli planlar yaptık.

Tekirdağ ve Kapaklı Diyaliz Merkezlerimiz yapılan tadilat ve renovasyonlarla modern hale getirildi.

30 Nisan 2015 tarihinde Zorlu PSM de ikinci Medya Ödülleri törenimizi gerçekleştirdik.

16 Mayıs 2015 tarihinde Türk Böbrek Vakfı’nın geleceğinin planlanması amacı ile  ikinci çalıştayını gerçekleştirdik.

 31 Temmuz 2015 tarihinde Trakya Bölgesinde böbrek sağlığının korunması ve böbrek hastalıkları ile mücadele projemiz, Trakya Kalkınma Ajansı tarafından onaylanarak sözleşmeye bağlandı.

 Vatandaşlarımızı böbrek sağlığı hakkında  bilgilendirmek ve bilinçlendirmek için sahada verilen eğitimler bu yılda da çeşitli il ve ilçelerde, öğrenci ve yetişkinlere yönelik daha yoğun devam etti. Ayrıca bu yıl vatandaşları  bilgilendirme ve bilinçlendirilmelerinde sosyal medyayı daha fazla kullandık,  sağlıklı beslenmeye yönelik  özel hazırlatılan kısa video çekimleri, facebook sayfamızda yayınlandı ve yoğun beğeniler aldı.

Bütün bu çaba ve hizmetleri ile vakfımız, sağlık vakıfları arasında LİDER konumuna yükselmiş bulunmaktadır.

Bu olumlu gelişmeler vakfımız ve diyaliz merkezlerimizin ilerleyen yıllardaki başarıları için bizleri umutlandırmakta ve motive etmektedir. Vakfımız 30. Yılını idrak ettiği bu yılda sağlık vakıfları arasında liderlik çizgisini yakalamış bulunmaktadır.

Trakya Kalkınma Ajansı projemiz çerçevesinde, 9 Ocakta Kırklareli, 10 Ocakta Edirne, 21 Şubat Tekirdağ illerinde, 1. Basamak Hekimlere “kronik böbrek yetmezliği hastalığını önlenmesi” eğitimlerimizi gerçekleştirdik. 2016 yılının ilk üç ayında Tekirdağ’da 12 pilot okulda öğrencilere “böbrek sağlığı için sağlıklı beslenme ve hayat tarzı önerileri” eğitimleri verildi. Edirne de 13 Ocakta iki peryotta toplam 1200 öğrenciye “sağlıklı beslenme ve hayat tarzı önerileri” eğitimi verildi.

10 Mart 2016 Dünya Böbrek Gününü münasebeti ile o hafta boyunca “çocuklarda böbrek sağlığı” ana teması içerikli yaygın ve yoğun etkinlikler yapıldı. 7 Mart tarihinde Pediatrik Nefroloji Uzmanı Hocalarla basın toplantısı, 9 Mart tarihinde genç sanatçı “Karsu” konseri, 12 Martta Pediatrik Nefroloji Uzmanı hocalarla halka yönelik “çocuklarda böbrek sağlığı” etkinlikleri yapıldı, görsel ve videolarımız ülke çapında sergilendi.

Marmara Üniversitesi, İşletme Fakültesi, İngilizce Bölümü, Sayısal Yöntemler Anabilim Dalı tarafından, Türk Böbrek Vakfı Diyaliz Merkezlerinde tedavi gören hastalara yapılan “hemodiyaliz hastalarının yaşam kalitesini etkileyen faktörlerin analizi” araştırması ve uluslar arası mukayese raporu Mayıs ayında yayınlandı. TBV Diyaliz Hastalarının “fiziksel rol ve sosyal işlev” kategorilerinde ABD, Japonya, AB ülkelerindeki diyaliz hastalarından daha iyi durumda olduğu görüldü ve kamuoyu ile paylaşıldı.

26 Nisan 2016 tarihinde “Türk Böbrek Vakfı 3. Medya Ödülü Törenini” gerçekleştirdik.16-17 Mayıs tarihlerinde Oyak Denizli Çimento Fabrikasında çalışan personellere ve Denizli  Pamukkale Üniversitesi, Tıp Fakültesi konferans salonunda halka “böbrek sağlığı için sağlıklı beslenme ve hayat tarzı önerileri” eğitimlerini geçekleştirdik.

2015-2016 Öğrenim döneminde toplam 87 Okulda 17.000 öğrenciye “sağlıklı beslenme ve hayat tarzı önerileri” eğitimleri verildi.

Kronik böbrek yetmezliğinin önemli nedenlerinden biri olan obezite ve aşırı şeker tüketiminin zararları konusunda geniş bir kampanya başlatan Türk Böbrek Vakfı, ilk etkinliğini Dünya Obezite Günü münasebeti ile 10 Ekim tarihinde , Pediatrik ve Nofroloji Uzmanı Akademisyenlerle birlikte düzenlenen basın toplantısı ile gerçekleştirdi ve 2017 yılı Dünya Böbrek Günü ana teması ilan edildi.

TBV Diyaliz Merkezlerindeki olumlu gelişmeler, hizmet artışları ve hastalarımızın yaşam kalitesini etkileyen faktörlerdeki  üstünlükler bizleri gururlandırırken, hemodiyaliz tedavisinin önemli bir riski olan HCV+ virüsü yayılmasını, Ekim ayında TBV Kapaklı Diyaliz Merkezimizde 22 hastada yaşadık. Bakanlıkça kurulan komisyonların incelemeleri kök neden hakkında bir sonuç çıkaramadı. Bakanlıkça çıkarılan “diyaliz merkezlerinde enfeksiyonla mücadele” genelgeleri ile mevzuatta bulunan bazı açıklar kapatıldı. Merkezimizde hızla geliştirilen enfeksiyon kontrol çalışmaları ve klinik düzenlemeleri ile yayılmanın önüne geçildi.

2014 yılında Manisa’nın Soma ilçesinde yaşanan maden kazası sonrası, bu yönde Vakfımıza yapılan şartlı bağışlar ve Vakıf destekçilerimizin katkıları ile madenci ailelerin yoğun ikamet  ettiği  Zafer mahallesinde yaptırılan “ Soma TBV Anaokulu” inşaatı bitirilerek Kasım ayında Soma Kaymakamlığına teslim edildi. Aralık ayında okulun iç tefrişi Vakıf destekçilerimizin de katkıları ile Vakfımız tarafından gerçekleştirildi.

TİMUR ERK
Vakıf Başkanı

Haziran 2017

 

 

Bağışlarınız için: İş Bankası Yeşilköy Şubesi (1128) 213267 no'lu Türk Böbrek Vakfı hesabı IBAN: TR 7100 0640 0000 1112 8021 3267