« geri

Böbrek Nakli-Prof. Dr. İsmet Nane

BÖBREK TRANSPLANTASYONU (NAKLİ)

Prof. Dr. İsmet Nane

Kronik böbrek yetmezliği, çeşitli hastalıklara bağlı olarak böbrek fonksiyonlarının, aylar veya yıllar içerisinde, genellikle kalıcı olarak kaybedebilmesi şeklinde tanımlanır. Eğer böbrek fonksiyonları kötüleşmeye devam ederse, son dönem böbrek yetmezliği (SDBY) gelişir. SDBY’deki hasta, yaşamını sürdürebilmek için diyaliz veya böbrek nakli tedavilerinden birine ihtiyaç duyar.

Böbreğin vücutta çok önemli görevleri vardır. Her iki böbrekte 1 ya da 1.5 milyon ‘nefron’ dediğimiz küçük süzme birimleri bulunur. Bu birimler vücuttan zararlı maddeleri atmak için kanı süzer ve idrarı oluşturur. Eğer böbrek süzme işini yeterli derecede yapamazsa kandaki üre ve kreatinin değerleri artar. Hastada bulantı, kusma, baş ağrısı gibi şikayetler ortaya çıkar. Başlangıçta bu şikayetler hiç olmayabilir ya da hafif şekilde de gözlenebilir. Diğer sık görülen bulgular arasında göz çevresinde, ellerde ve ayaklarda şişlik, idrar miktarında azalma, solunumda güçlük, yorgunluk sayılabilir. Bu değerlerin gittikçe artması böbrek yetmezliğine yol açar. Böbrek yetmezliği tedavi edilmez ve ilerlerse son dönem böbrek yetersizliği gelişir. Böbreğin sadece kanı süzerek zararlı maddeleri kandan atması haricinde tansiyonu düzenleyici ve kan yapılmasın da önemli görevleri vardır.

Böbrek yetmezliğine neden olan hastalıkların başında şeker hastalığı (diyabet) gelmektedir. Hipertansiyon, kronik glomerülonefrit, mesaneden böbreğe idrar kaçışı (vezikoüreteral reflü) ve bazı taş hastalıkları da böbrek yetmezliği yapan nedenlerdendir. Bazı hastalıklar genetik geçişli de olmaktadır.

Son dönem böbrek yetmezliğinin 2 tedavi şekli vardır; bunlar, diyaliz (hemodiyaliz veya periton diyalizi) ve (canlıdan yada kadavradan yapılan) böbrek naklidir. Hemodiyaliz sırasında hastaların kanları damardan bir kateter ile alınıp diyaliz makinasından (filtre) geçirildikten sonra yine bir katater ile hastaya geri verilir. Hastalar, haftada 2 ya da 3 kez hemodiyaliz için diyaliz merkezlerine gitmek zorundadır. Periton diyalizinde ise karın içine takılan bir kateter yoluyla karın içi sıvısı yıkanarak tedavi sürdürülür. Genel olarak, diyaliz böbrek hastaları için geçici bir tedavi şeklidir. Bu tür tedaviler hem pahalıdır, hem de hastaların tamamıyla iyileşmesi söz konusu değildir. 2010 yılında açıklanan verilere göre Türkiye’de 809 hemodiyaliz merkezinde 46650 hasta hemodiyaliz, 134 periton diyaliz merkezinde ise toplam 5418 hasta periton diyalizi görmektedir. 2016 yılı itibariyle SDBY sayısının 100.000’i aşacağı öngörülmektedir. Türkiye’de 2009 yılında yapılan böbrek nakli sayısı 2453 olarak bildirilmiştir.

Son dönem böbrek yetmezliğinde en iyi tedavi seçeneği böbrek naklidir. Böbrek nakli canlı vericiden ve kadavradan olmak üzere iki şekilde uygulanır. Canlı vericiler ikiye ayrılır; kan bağı olanlar ve olmayanlar. Kan bağı olanlar anneler, babalar, kardeşler, nineler, dedeler, nadir olarak evlatlar ve bazen dayı, teyze, hala ve amca gibi akrabalardır. Kan bağı olmayan vericiler ise; eşler, duygusal yakınlığı olanlar, fedakar vericiler, ödüllendirilmiş bağış yapanlardan oluşur. Ayrıca yeni sisteme göre çapraz nakil dediğimiz uygulama da yapılabilir. Bu sistemde karşılıklı olarak doku grubu uyan çiftler arasında alıcı ve vericiler yer değiştirir. Böbrek nakli öncesi alıcı ve vericiler uygunluk açısından detaylı bir şekilde değerlendirilmektedir. Bu süreç haftalar veya aylarca sürebilmektedir ve transplantasyon merkezine testler ve değerlendirmeler için birçok kez gitmek gerekebilir. Nakil sonrası cerrahi prosedürü ve başarıyı negatif yönde etkileyebilecek her türlü hastalık araştırılmaktadır. Ayrıca; hastalara, nakil sonrası dönemde, bağışıklık sistemini baskılamak için ilaçlar başlanmaktadır. Bu ilaçlar hastanın çeşitli enfeksiyonlar, kanser vb. hastalıklara yakalanma riskini arttırmaktadır. Bu nedenle değerlendirme süreci çok önemlidir. Ayrıca, alıcı ve vericilerin kan grupları ve doku gruplarının uygunluğu araştırılır. Son yıllardaki daha etkili bağışıklık sistemini baskılayan ilaçların geliştirilmesi ve kullanımıyla birlikte doku grubu uyuşması olmayan ve hatta kan grubu uyuşmazlığı olan hastalara da böbrek nakli yapılabilmektedir. Canlı verici olmak insanın normal yaşamını etkilemez. İnsan, tek bir böbrekle sağlıklı bir yaşam sürebilir çalışabilir, ayrıca isterse çocuk sahibi dahi olabilir.

Kadavradan nakillerde ise, kadavra vericinin mutlaka beyin ölümünün gerçekleşmesi gerekmektedir. Beyin ölümü beyin fonksiyonlarının tam ve geri dönüşümsüz kaybıdır. Buna karar vermek için kardiyoloji, nöroloji, nöroşirurji, anestezi ve reanimasyon uzmanlarından oluşan bir ekip gerekmektedir.

Hasta organlarımın bağışlanmasını istemiyorum diye bir vasiyet bırakmamışsa aileden en yakın kişinin anne, baba, eş ya da evlat onayı alınarak hastanın böbreklerine ilaveten akciğeri, karaciğeri, kalbi, korneaları ve pankreası da alınabilir.

Canlı vericiden böbrek, klasik olarak açık yöntemle alınır. Ayrıca, son yıllarda kapalı (laparoskopik) yolla böbreğin çıkarılması da giderek artan şekilde uygulanmaya başlanmıştır. Her iki yöntemle de böbreğin çıkarılmasının avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır. Ancak, açık ve kapalı yöntemler arasında başarı açısından bir fark görülmemiştir.   

Böbrek nakli sırasında vericiden alınan böbrek, karnın sağ veya sol alt kısmına yerleştirilir (sağdan alınan böbrek sola; soldan alınan böbrek sağa yerleştirilir). Bu pozisyonda damarlara ve mesaneye kolayca ulaşılır. Bazı özel durumlar dışında, hastanın kendi böbrekleri alınmaz, vücutta kalır.

Başarılı bir böbrek nakli sonrası hasta, daha normal bir hayat yaşama imkanı kazanır. Diyet ve sıvı alımı normale döner. Özellikle, nakil öncesi diyalize giren hastalar, nakil sonrası sıkı diyaliz programlarından kurtulmuş olur. Nakil olan hastaların belli periyodlarda rutin kontrolleri yapılır. Böbrek nakli olan hastalar ilaçlarını düzenli olarak kullanmalı ve doktor tavsiyelerine harfiyen uymalıdırlar.

Nakil sonrası bazı sorunlarla karşılaşılabilir. Bunlar rejeksiyon (vücudun organı kabul etmemesi), enfeksiyonlar, kan şekeri ve kan kolesterol düzeylerinde kullanılan ilaçlara bağlı yüksekliklerdir.  Ancak, günümüzde, uzun yıllar sonucu kazanılan deneyimler, yeni ve etkin ilaçların geliştirilmesi ve uyumlu bir ekip çalışması ile bu riskler düşük düzeyde görülmektedir. Bununla birlikte, böbrek bulmadaki güçlük halen büyük sorun olmaya devam etmektedir.

 

 

Bağışlarınız için: İş Bankası Yeşilköy Şubesi (1128) 213267 no'lu Türk Böbrek Vakfı hesabı IBAN: TR 7100 0640 0000 1112 8021 3267